SRT Yayın Akışı - 24.06.2018
Son Dakika

SON KALENİN DÜŞMESİ KIYAMETİMİZ DEMEK8 Haziran 2018 - 16:01, Cuma


Feyzullah Turan

Yer Somali.

Mogadişu’da iftar vaktine on beş yirmi dakika var. Uzayan kuyruğun en arkasında bir kap yemek alıp hasta annesine yetiştirebilmek için bekleyen 9-10 yaşlarında küçük bir kız çocuğu. Baba yok. Açlık ve zulmün pençesinde henüz kendisi doğmadan kavuşmuş rahmet-i rahmana. Yaşı ne kadar küçükse omuzlarındaki yükte o derece büyük.

Öğlen hasta annesi için ilaç kuyruğuna girdiği çadırdan bu sefer ezan vaktine kadar bir parça pide ve sıcak bir tas yemek alabilirse bugünü de kurtardı. Yarına Allah kerim. Ve nihayet sıra kendisine geliyor. Küçücük elleriyle sımsıkı tuttuğu yemek kabını başını öne eğerek utangaç bir tavırla uzatıyor. Kepçeden tasa boşalan yemeğin sıcaklığı ve ağırlığını hissettikçe minicik kalbi de ısınıyor.

Ve birden göğsünde çıkardığı ufak bir flamayı açıyor, öpüyor ve tekrar yerine koyarak evinin yolunu tutuyor. Hasta annesi bu yemekle iftarını açıp ilaçlarını alabilecek artık. Kim bilir ileride belki de sağlığına kavuşur ve kendisine kol kanat gerebilirse o da hayalini kurduğu gibi okuyup doktor çıkabilir ve tıpkı annesi gibi hastalıkların pençesinde olan onlarca Mogadişulu’ya umut olabilir.

Yer Filistin.

Gazze’de bir ölüm sessizliği hâkim. Sokaklar bomboş. Ramazan sanki hiç uğramamış bu kente. İftar saati yaklaştıkça hafif bir hareketlilik beliriyor. Kalabalığın arasında olanca hızıyla hedefine doğru koşan bir genç. Adı Ahmed. 18 yaşında. En büyük hayali öğretmen olmaktı ama İsrail zulmü önce anne ve babasını kopardı ondan. Ardından füzelere taşla-sopayla karşı koymaya çalışırken sol kolunu. Şimdi tek koluyla hayata tutunmaya çalışıyor.

Bir yandan Yahudi zulmüne karşı intifadayı yürütmenin diğer yandan hayatta kalmanın mücadelesi içerisinde. Delicesine koşmasının sebebi de bu. Dağıtılan kumanyalardan alabilirse iftarını açacak ve kavgasına devam edecek. Hedefine vardığında son kumanyayı da kendisi alıyor çok şükür. Ve tıpkı Mogadişulu kız gibi o da cebinden çıkardığı flamanın önünde saygıyla eğiliyor. Bir gün olur savaş biterse bu topraklarda annesi ve babasının başında fatiha okuyabileceği bir mezar taşı yaptırır belki. Fakat daha mezarları belli değil. Önce onu bulması lazım.

Yer Suriye. Yıllardır devam eden rejim zulmü Şam’ı adeta bir hayalet şehre dönüştürmüş. Sokaklarda insan bulmak zor. Olanlar da sınırlara doğru hareket halinde. Yıllarca aileleriyle, dostları ve komşularıyla bir arada yaşadıkları, anılar biriktirdikleri toprakları bırakıp gitmek ağır geliyor ama hayatta kalabilmek için başka çareleri de yok. Güç bela çıktıkları umut yolculuğunda kendilerini kabul edecek bir ülke bulabilirlerse irtica edecekler. Bu serüvenin en çok hırpaladığı kesim yine yaşlılar ve günahsız küçük bedenler.

Savaş bir yandan, açlık ve hastalıklar bir yandan artık kaçmaktan başka ikinci bir alternatif bırakmıyor. Dünyanın bu zulme karşı kör-sağır kesilmesi ise zaten yitirilen umutları iyiden iyiye bitiriyor. Tek çareleri göç edip kendilerine yeni bir hayat kurmak. Sınıra vardıklarında yoğun bir kalabalık karşılıyor onları. İşlemler öyle hemen bitmiyor. 1 hafta belki daha fazla sınırda beklemek zorunda kalabiliyorlar. Bu süre zarfında kurulan çadırlarda sıcak yemek çıkıyor. Mülteciler ellerinde yemek kaplarıyla çadırdaki flamaların önünde poz veriyorlar. Büyük bir saygı ve hürmetle…

Yer Mısır.

Rabia Meydanında halen kanlı darbenin acı hatıraları saklı. Şehit Esma’nın annesinin yüreği sızlıyor her Rabia’dan geçtiğinde. Tutuklu olan eşi ve oğlunu cezaevinde ziyaret etmesine, kızının ise kabrine dahi gitmesine izin yok. Cezaevindeki işkenceler de cabası. Annesi uluslararası hukuk mücadelesi vermek üzere yine aynı adrese geldi. Çünkü yanlarında duran tek lider o ülkenin lideri. Akıllarda halen Arap Baharı mevsiminde ülkelerinde yaptığı ezberleri bozan o konuşma var. Ve kurtuluşun bu dik duruşun ardından geleceğine inançları tam.    

Yer Doğu Türkistan.

Topraklarından ihraç edilmeye çalışılan, zulüm ve işkence içerisinde hayatta kalma mücadelesi veren soydaşlar. Ellerinde avuçlarında ne varsa tüm mal varlıklarını sattırıp kendi topraklarından çıkarılan ve hakları gasp edilen yüzbinlerce insan. Üstelik çoğu hapis. Yapılmaya çalışılan tam bir siyasi, dini, kültürel soykırım. Dünya bu zulme de sessiz kalırken yine tek tepki yine aynı yerden…

Somali, Filistin, Suriye, Mısır, Doğu Türkistan ve daha niceleri… Afrika’dan Ortadoğu’ya, Balkanlardan Uzak Doğu’ya dünyanın neresinde zulüm altında olan birileri varsa yanlarında olan hep aynı ses. Somali’deki küçük kızın, Filistin’deki Ahmed’in saygıyla eğildikleri; Suriye’de önünde gururla poz verdikleri, Mısır’da dört gözle altında güvenle kurtarılmayı bekledikleri flamalar bu ümmetin tek umudu. O da inerse kıyametimiz gelmiş demektir.  

Bu yazı toplam 783 defa okundu.
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.
KÖŞE YAZARLARI

 

Sosyal Medya



Çok Okunanlar

  1. Bugün
  2. Dün
  3. Bu Hafta
  4. Bu Ay

E-Posta Listesi

Adınız E-Postanız

Arama


Arşivde Ara


 

Evren TV Programlar