SRT Yayın Akışı - 15.10.2018
Son Dakika

SİYASETİN DİLİ4 Şubat 2018 - 11:43, Pazar


Zemine YILMAZ İŞÇİ

Son yıllarda siyaset o kadar çirkinleşti ki; artık siyaset yazasım bile gelmiyor. Böyle bir ortamda siyaset yazsak ne olacak, yazmasak ne olacak!

Siyaset dilinin insanları tahrik edici olduğu uyarısı hemen hemen her kesimden geliyor, fakat dikkate alan yok.

Hâlbuki siyasette dil düzelirse, toplumun da birbirine karşı kullandığı dil daha seviyeli ve saygılı olur diye düşünüyorum.

Türkiye’nin büyük meseleleri var. Bunları sorun olmaktan çıkartma, tehdit olmaktan çıkartma yönünde gayret yerine doğrusu bunlar kullanılıyor.

MAK Danışmanlık Zeytin Dalı Harekatı'na ilişkin anket yaptı. Yapılan araştırmada operasyona destek yüzde 85 çıktı.

Böyle bir günde siyasilerin de  birlik beraberlik içerisinde olması gerekirken, sürekli ayrıştıran, kutuplaştıran dili kullanmaya devam ediliyor.

Siyasette de, tartışmada da üslup zaman zaman sertleşebilir, tansiyon kısmen yükselebilir. Elbette yapıcı ve verimli olması açısından serin kanlı bir üslubun daha isabetli olacaktır.

Siyasette sertleşmek bir yana ağır hakaretlere varan bir dil kullanılmaya başladı.

Tabii kişisel hesaplaşmaların merkeze alındığı, her bir demeç ve söylevin intikam aracına dönüştürüldüğü böylesi bir ortamda şüphesiz ki bu anlayışın toplumu kamplara bölüp kutuplaşmalar yaratmasından başka bir getirisi bulunmuyor.

Siyasilerin sırf kendilerini rahatlatmak adına bu çirkin söz düellosundan vazgeçmeleri oldukça önemlidir. Zira topluma kötü örnek oluyorlar.

Oysa siyasi liderlerin görevi, topluma kötü örnek olmak değildir. Siyasi liderler siyaset üretmek yerine birbirleri için üslupsuzluk üretiyorlar.

Artık seçim  mevsimindeyiz. Bundan sonrası 2019’a kadar böyle gider. O yüzden siyasetin dili ve üslubu üzerinde düşünülmesi kaçınılmazdır.

Siyasi üslup, zira televizyonlarda gençlerin ruhsal ve psikolojik gelişimi olumsuz yönde etkileniyor denilen zararlı programlardan kat be kat daha tehlikeli bir hal aldı.

Ekonomi sos veriyor, eğitim yap – boz tahtasına döndü, hayvancılık  tarım  bitti, köylü şehre  taşındı,  ihracat değil ithalat yapan bir ülke olduk.

Bosna- Hersek’ten ithal edilen 20 ton etin analiz sonuçları beklenmeden iç piyasaya sürüldüğü bilgisi var. Yüreğimiz tıp tıp Afrin’e kitlenmişliğimiz var.

Bu sorunlara çözüm üretmek varken bu kin bu nefret dili niye?

Kimimizin bağıra çağıra, kimimizin fısıltıyla konuştuğu ülkemizde  hangisinin suç olduğunu ayrıştıramaz olduk.

Bildiğim bugünlerde yine ve yeniden politik körlük, sorgusuz sualsiz önderlik, itirazsız öncülük arasında gidip geliyoruz.

 Önceden tartışmaların seviyesi bile farklıydı

Düşünüyorum  da  gençlik varken, ortalarda kavak yelleri eserken, işin içine korkular, kıskançlıklar, çıkarlar girmemişken bu buluşmalarda ironiden, şakadan, espriden geçilmezdi.  Şimdi sadece gerginlik ve umutsuzluğun yarattığı kasvetli hava var

Unutmayalım ki, huzur ve mutluluğun kaynağı karşılıklı saygı ve sevgidir. Huzur ve güvenin olmadığı bir yerde büyük bir sosyal çöküntü yaşanır. Kırgınlık, dargınlık,  kin ve nefretin yerine sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü, dostluk ve kardeşliği hâkim kılmalıyız…

Bu yazı toplam 475 defa okundu.
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.
KÖŞE YAZARLARI

 

Sosyal Medya



Çok Okunanlar

  1. Bugün
  2. Dün
  3. Bu Hafta
  4. Bu Ay

E-Posta Listesi

Adınız E-Postanız

Arama


Arşivde Ara


 

Evren TV Programlar