SRT Yayın Akışı - 22.11.2017
Son Dakika

Seksi Günahtan Arındırmak…5 Haziran 2015 - 19:03, Cuma


Perrin Helvacı

     “Ekonomi: Sınırlı kaynaklardan sınırsız olan insan ihtiyaçlarını en etkin biçimde karşılamak için uğraşan bilim dalıdır. Ekonomik davranışlar genellikle insanların geçimlerini sağladıkları yollarla yakından ilgilidir.”

 “ Bizim, bir kadın kitlesini bu bilimin dışında tutarak, başka bir ilmin oluşumuna yola açmamız  ( daha ismi konulmadı)dünyayı heyecanlandırıyor? Parasız, malsız- mülksüz hayatta kalmayı başaran bu insan topluluğu araştırmaya değer bulunurken, böyle bir zümre yaratan ülkenin mahkemesi de ödüle layık görülüyor…”gelecek zamanlardan bir gazete haberi…

    Alkışşş!

     İnsanın cinsel isteklerini günah olarak algılaması; ne bir cümleyle yadsınabilir, nede bir cümleyle onaylanabilir…

    İnsanı hayvandan ayıran bir yönü de cinsel üslubudur; insan cinselliğinde sonsuz özgürlüğe doğada izin vermiyor. Aksi, milyonlarca insan cinsel yolla bulaşan hastalıkların pençesinde kıvranıyor (Bunun en somutu ve sadece bir cinsi etkileyeni de Rahim Ağzı Kanseridir; bulaşıcıdır. Tek eşli bir kadında eşinin çok eşliliğinden bu mikroba yakalanıp ölebiliyor; ülkemizde bu vakalar çoktur; ama çoğu kadının bundan haberi yoktur)  

“ İnsan ölümsüz olmadığı sürece din ve inanç öğretilerinden uzak olamaz” desek abartmış olmayız. Çünkü teknik olarak bu muhteşem canlının yok olması, insanın bilmezden gelip, bilmeze gitme aralığında inanca muhtaç kılıyor. Yani bütün inanç değirmenlerine suyu ölüm veriyor…

Bilmezden gelip bilmeze gitmekteki ara durak dediğimiz Hayat’ında bir kuralı var ve onu da insan belirliyor; yani o gelip- gidenlerden bazıları…

Ah o bazıları ah!   Ve bu kurallar hızla değişiyor: Artık” dünyadaki bütün rejimlerin içine ekonomi sızmıştır ve ekonominin payında paydası olmayanların hiç şansı yoktur.

   Böyle acımasız bir rejimin olduğu dünyada kadının sadece cinselliğin ya da seksin günahtan arındırma haliyle baş başa bırakılması…

   ” Anayasa Mahkemesinin aldığı karara göre resmi nikâh belgesi göstermeden imamlar İmam Nikâhı kıyabilecek...”

 Mahkemenin karar açıklaması; eşitlik ilkesine aykırı olan bir durumu düzeltme üzerine. Yani sekse İmam Nikâhı ile tanrı onayı vermek ve kadını secdece bu soyut kavramla hayatın ortasına bırakmak...

   Mal-mülke sahip olunamadan, doğurduğu çocuklara hukuken aktaracağı bir şeyi bırakamadan, sadece cinsel ve bedensel hizmetle boğaz tokluğuna yaşamaya kanun yoluyla izin vermek…

    Ha, burada günahtan arındırma kısmı yine erkeğe yönelik. Hani anayasanın eşitlik ilkesi var ya, erkek onu da kendinden yana algılamış ve içselleştirmiş ki, çıkıp ta, “yahu ne oluyor, ya kadınlarda birkaç kişiyle nikâh kıymaya kalkarsa, kim nasıl bilecek bunu?” demiyor. Tabi bu karar bunun önünü de açıyor…

 Gelecekte şöyle haberler olabilir memleket havzasında: Karısını öldüren bir adamın, “hâkim bey karım benden başka biriyle de imim nikâhıyla evliymiş, onun için öldürdüm." Bir başkası, “imam nikâhlı karılarını öldürdü!”

 Peki, bu nikâha maruz kalacak çoğunluk kadının; mesleksiz, işsiz, eğitimsiz olması eşitlik ilkesinde nerede yer buluyor? Çünkü eğitimli, ekonomik özgürlüğü olan, bir erkek olmadan çocuklarına ve kendine bakabilecek kadının böyle bir ilkeye zaten ihtiyacı yok...

Hukukun altını çizmediği İmam Nikâhı, kadın- erkek beraberliğinde imamın tanrıdan cinsel izin istemesinden öteye gitmez, o da inanana göre…

 Bu soruların altını çizelim;

 *Bir kişinin kaç İmam Nikâhı kıydırdığını nasıl anlaşılacak?

 *Bu şartlarda isteyen istediği kişiyle nikâh kıydırabilecek mi?

 *İki kişi karar verdiğinde imam, "tamam " diyecek mi?

 *  ”Boş ol, boş ol, boş ol, ya da üçten dokuz avrattan boş ol! ”denince bitecek mi?

   *Günü birlik, haftalık, aylık ya da cinsel ilişki süresince nikâhlar olabilecek mi?

   *Kadın, erkeklerin mallarıymış, kullanım süresi varmış, eskiyince ya da sıkılınca bırakılacak izni;  din ve hukuk mu verdi?

  *Yaş sınırı; ana-baba rızasıyla çoluk-çocuk imamın karşısına oturacak mı?

İşte bu verilenir içinde ne medeni hukuk ne ekonomi bilimi öğretileri, hatta dünyanın yuvarlak olduğunun bile bir önemi yok. Yukarıdaki soruların soru eklerini kaldırın, geriye kalan hepsi bu yasanın bilinçaltı…  

 Bir beden, döllenmiş spermlerin, tüketilmiş bir ömrün, hiçbir mahkemenin tanımadığı bir vakanın olay yeri olarak kalacak…

 Kim kalacak?

 Tabii ki kadın!

 Erkeğin, devletin ya da anayasa mahkemesinin kalacak hali yok.

  Şimdi kuracağım cümleye Toplum Biliminin hangi dalı açıklık getirir bilemem;     ama bazı kadınlar bunu alkışlıyor! Onlara bir sözüm var,” Kumalarınız yan odada koca bildiğiniz adamla sevişirken, o alkışlayan elleriniz nerenizde olacak?

Konumuzla fazla ilgisi olmayan bir paragraf ve anayasa mahkemesinin kulağına minik bir şey söyleyip, bir de şiirle yazımı bitiriyorum.

İlgisiz paragraf şu: Turizm bölgelerinde çoğu erkek yabancı kadınla evli… Yerli kadınlara bunun nedenini sorduğumda, ”yabancı kadınlar sadece kendilerine bakıyorlar, evlerini …ok götürüyor ama adamlar  onların bir dediğini iki etmiyor. Buradaki zenginlerin çoğunluğu yabancı kadınla evli… “diyor. Buradaki, evi ..ok götürüyor, sadece kendilerine bakıyorlar,” kelimeleri cinsellikle yüklü.

   Sevgili Anayasa Mahkemesi, bunu kulağınıza fısıldıyorum,  hiç olmazsa “ana” bölümünde ki isim benzerliğine empati yapsaydınız ve bu kadar kadını-anayı korumasız bırakmasaydınız! Eğer evlilik dışı ilişkilere bir gönderme yaptıysanız; onların çoğunun tuzu kuru, birçoğu da devletin geçmiş zaman hatalarından kaynaklı. Siyasiler ölümlüdür, insan hakları ya da kul hakkı baki…

  Şairlerden medar bekleyelim, onların güzelleştirdiği dünyaya aralayalım penceremizi ve bir erkeğin bir kadını nasıl muhteşemleştirdiğini Hasan Ali TOPTAŞ’ ın mısralarında görelim:

 Bir kuşluk vakti,

balkonda oturuyorduk.

Sen maviler giymiştin,

Omuzlarından dökülen saçların uslu uslu uçuşuyordu.

 O gün, Tanrı’nın kendine sorduğu

En zor bilmeceydin sen;

 ve ben, çözmek bana düşmüş gibi sevinçliydim.

Çekirdek çıtırtılarıyla kırmızı iğde kabukları arasında

 kaybolacak kadar güzel ellerin vardı,

parmakların her yana dağılan sorulardı

ve küçük değişikliklerle süslenemeyecek kadar büyüktün...”pebi…

Bu yazı toplam 1675 defa okundu.
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.
KÖŞE YAZARLARI

 

Sosyal Medya



Çok Okunanlar

  1. Bugün
  2. Dün
  3. Bu Hafta
  4. Bu Ay

E-Posta Listesi

Adınız E-Postanız

Arama


Arşivde Ara


 

Evren TV Programlar