SRT Yayın Akışı - 24.11.2017
Son Dakika

KLOZETLER VE KADINLAR20 Nisan 2015 - 12:06, Pazartesi


Perrin Helvacı

Ne kadar itici bir başlık değil mi?

“ Şimdi bu nereden çıktı?” demeyin uzun zamandır bu klozet konusunu takıldım...

  Neden mi?

1849 yılında Stephen  Green’ in ‘U’ şeklinde bir boruyu tuvaletin çıkışına monte etmesi ile ve1888 

yılında  tuvaletlere zinciri çekilince suyu akan klozetler ilave edilmesiyle  kadının klozetle serüveni 

başlamış…Bilmiyorum sadece bizim ülkemize has bir durum mu; ama genel tuvaletlerimizdeki klozetler kadınlara evrim geçirtecek ve tuhaf bir ihtiyaç giderme hâli geliştirecek durumda…

 Çünkü kadınların çoğunluğu genel tuvaletlerde ki klozetlere oturmuyor daha doğrusu oturamıyor, 

oturmadan ihtiyaç gideriyor…Bu nedenle çişini tutmaktan doktorluk olan kadınlarla, klozetten mikrop kapanlar yarış halinde…Hatta kendi evi dışında yani çekirdek ailenin kullandığı klozetlerden başka klozete oturmayan kadın sayısı da çoğunlukta…

 Bir yandan kadının genel tuvaletlerdeki klozetlere oturmadan ihtiyaç giderme evrim süreci başlarken 

diğer yandan da neredeyse alaturka tuvaletler tarihe karışıyor…Tarih demişken tuvaletin tarihine de kısa bir göz attım:

 En eski tuvaletlere, M.Ö. 4000’li yıllarda Mezopotamya'da rastlanmış… Hindistan'da, Suriye'de ve daha başka yerlerde tıpkı bizdeki gibi alaturka tuvaletler bulunuyormuş...Hatta Mısır'da Firavun mezarlarına banyo ve tuvalet ilave etmek gibi ilginç bir adet bile varmış… Van'da ortaya çıkarılan ve M.Ö. 8'inci yüzyıla tarihlenen tuvalet kalıntısı ise, bugünkü "alaturka tuvalet ‘in aynısı olarak tespitlenmiş…Hitit uygarlığında da dönemine göre bir hayli gelişmiş kanalizasyon sistemi var...”1778′de İngiltere’de bir saat yapımcısı olan Alexander Cumming tarafından tasarlanmış ve Joseph Bramah tarafından geliştirilmiş. Tuvaletlerden evlere yayılan kötü koku ise 1849 yılında Stephen Green’in ‘U’ şeklinde bir boruyu tuvaletin çıkışına monte etmesi ile son bulmuş. Tabii o zamanlar tuvaletler dökme demirden yapılıyormuş. Sonra düzgün yüzeylerinin temizlenme kolaylığı bakımından seramik tuvaletler üretilmeye başlanmış. 1888 yılında ise tuvaletlere zinciri çekilince suyu akan klozetler ilave edilmiş. Yani klozet doğmuş)

Kadınların tuvaletle tuhaf bir bağı vardır; en şahane kıyafetinin adıyla içine edilen nesnenin adı aynıdır… Geçenlerde bir firma böyle bir reklam hazırlamış: 

Kadının üzerinde çok güzel beyaz bir tuvalet, ellerinde eldivenler ve fırçayla beyaz bir klozetin başında. İnternette yayınladı görmüşsünüzdür. Altına facebook acarlığıyla bir yorum yazdım, ”Yani bunumu demek istiyorsunuz;” Ne yaparsanız yapın, ne giyerseniz giyin klozet temizlemekten kurtulamazsınız!” İki tuvaleti yan yana getirmeyle çok ironik bir kare oluşmuş...

Japon kadınları genel tuvaletlerde çişlerini yaparken çıkan sesi etraftakiler duymasın diye önce sifonu bir kere çekerlermiş o gürültüyle ihtiyaçlarını giderip, çişten sonra bir daha çekerlermiş. Uzamanlar bu konuya kafa yorup boşa giden suyu hesaplayınca dudakları uçuklamış ve su sesini taklit eden sifonlar icat ederek israftan kurtulmuşlar... Tabi bu icat ilk çekiş için, çişten sonrası için değil. Bu icadın bizim ülkemize gelmesini istemem. Zaten sifon çekmeyen bir toplum olarak,  ortalığın içine iyice ederiz…

Uzun yolculuklarda, genel tuvalet paylaşımlarında gözlem yaptım; kadılar klozete oturamamanın gerginliğiyle ya da zorunlu oturmanın iğrenme duygusuyla tuvaletten çıkıyor… Parantez bilgim de şu, (kadınların birçoğu etraflarında kimse yoksa elini yıkamıyor. Erkekler konusuna hiç girmiyorum. Çünkü pisuvar kullanan erkeklerin elini yıkamadığı……) Tabi bu herkes için geçerli değil de çoğunluk için geçerli…

Bugün bu yazıyı yazmama, hemen yazmama sebep olan unsur şu: Bir fakültenin doğal olarak bayan tuvaletine girdim. Yok böyle bir şey, şifonun zinciri kopmuş, taharet musluğunu kullanma şansınızyok, klozetin pisliği; öyle Japon gibi önce ve sonra sifon çekilmiş türden değil, bayağı sifonsuz kalmış, rengi neredeyse koyu sarı, çevre pislik içinde, peçete atılan sepetlerin altları çamur bağlamış ve duvarda dışkı gibi lekeler, gibisini ben ekledim… Şimdi burayı yazma sebebim ne mi?

Kapının arkasında ki yazı!

Siz evrim pozisyonunuzu almış üzerinize sıçrayacak pislikle mücadele ederken ve daha da ilginci atalarınızın yolunu izleyip, kampusun içinde ki ormana neden gitmediğiniz için hayıflanırken gözünüze kapının arkasında ki yazı ilişiyor. Yazıyı okuyunca bunu yazaı ve tuvaletleri kullanan kitleyi düşününceiçiniz acıyor ve umutsuzluğunuz büyüyor. Kullandıkları tuvaleti düzelttiremeyen, o pisliğin farkında bile olmayan, o sifonu ve çevreyi fark edemeyen birinin ya da birilerinin ne yazdığı hiçbir önem ifade etmiyor, nedeni memleket kurtarma üzerine olsa bile…Neyse konumuz klozet…

 Kadın doğumcuların ve ürologların kadın idrar tahlil sonuçlarından sonra hastayla konuşurken,” klozetlerden mikrop kalpmişsiniz” vurgusu mutlaka olur…Çok modern, çok havalı, çok çok temiz klozetler de var; ama” çuk”, çok samimi olunamaz… Otomatik ayarlanmış, herkesin tek kullanımına programlanmış örtülülerde var da bu ne kadar kitleye hitap ediyor?

Günün çoğunluğunu çalışma hayatının içinde geçiren kadınların durumu? 

Klozetlerin iyi tarafı da var; çocuklar, yaşlılar, hastalar, bedensel engelliler, dizlerinde sorunu olanlar vs. Bunlar için olmak zorunda. Ama kocaman bir AMA genel tuvaletlerde çoğunluk alaturka olmalı gerçekten durum içler acısı; hem sağlık, hem de pislik açısından ki, pislik yine sağlığı etkiliyor…Tabi klozetlerin olmasının başka  bir iyi tarafı daha var! Belki de bu denli klozetli tuvalete geçmemizin en önemli sebebi elini yıkama alışkanlığı olmayan toplum oluşumuzdan…Çünkü alaturka tuvaletlerdeki taharet alma şekli tamamen elle olduğu için bunun oluşturduğu sonuç ta vahim; direkt dışkı ile temas…O zaman eli üç kere sabunlamakta yetmez. Bu nedenle oluşan bağırsak parazitlerinin birinci nedeni aldığımız tuvalet eğitimi ya da hiç almadığımız, kendiliğinden oluşan alışkanlığımız…

 Belki Sigmund Freud, tuvalet eğitiminin pislik bölümüne yer vermemiş kuramlarında ama o eğitim dönemi çok hayati bulmuş…

Biz her şeyi batıdan alıp kullanma kılavuzunu okumadan bildiğimiz gibi kullandığımız için normal…Acaba bizden birleri de çıkıp Japonların kadınlarına yaptıkları jest gibi bir jest yapmaz mı; alaturka tuvalete taharet musluğu? Acaba bunu Japonlara mı danışsam?))

Olan kadınlara oluyor ve klozetleri en çok temizleyen kadın cinsinin yine klozetlerden en çok mikrop kapan cins olması, klozetlere oturamayanların evrim sürecinin başlaması, en güzel elbisesinin adıyla içine biçilen yerin aynı olması… Oturulamayan, pislikten geçilmeyen, iğrenç görünümlü yerleri modern (!)klozetler ile donatarak ne  yapmak istenir bilinmez…Bilinen bu işe bir çözüm getirilmesi…

Benim sokağımdan bir yaşlı teyze geçerdi. Arada bende onunla yürür konuşurdum. Konu konuyu açar teyze farkında olmadan felsefe yapardı…Bir gün dedi ki,” İnsan çok tuhaf bir canlı, Allah onların karnında ..k barındıracak düzenek oluşturmuş, yanlarında taşımalarına rağmen ne gösteriyor ne kokutuyor . Bak şimdi önümüzden geçen bu güzel kızın içinde, bu delikanlının içinde ..k var. Biz onu hiç düşünmüyor, bilmiyor, görmüyoruz. Ama insan pisliğini dışarıya çıkardı mı, bir türlü başkasının görmeyeceği ve kokusunu duymayacağı hale getiremiyor.”

Teyzem, öldüysen Allah rahmet eylesin, yaşıyorsan çok sağlıklı günler diliyorum…” pebi…

Bu yazı toplam 2127 defa okundu.
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.
KÖŞE YAZARLARI

 

Sosyal Medya



Çok Okunanlar

  1. Bugün
  2. Dün
  3. Bu Hafta
  4. Bu Ay

E-Posta Listesi

Adınız E-Postanız

Arama


Arşivde Ara


 

Evren TV Programlar