SRT Yayın Akışı - 18.11.2017
Son Dakika

Evden Kaçmış Bulutlar18 Ekim 2015 - 19:11, Pazar


Perrin Helvacı

    İlahi ses, "Ben sana hayat verdim, bana sadece onu en uzun yaşayabilmek için dua et!” dedi.

 *Hiç bir ölüme sevinilmez. Çünkü bütün dava yaşamak üzerine planlanmıştır.
Eğer birinin öldüğüne seviniyorsanız yaşam kesişmenizde ki davayı ölen kazanmıştır!

  *Hayata dair, Tanrının yaptığı şeylerin dışındaki her şey uydurma ve güçlüye hizmet kapsamındadır!

 *Zaman ileride gitse geride dönse yaşamımız bitmekten kurtulamayacak...
Zaman geri dönse doğduğumuz gün yok oluyoruz, ileri gidince de öleceğimiz gün. Aslında bir kâbus, var olduğun için yok olmak zorundasın, var olmak istemiyorsan zaten yoksun...

  *Yaşamda bazı şeyleri hiç değiştiremezsiniz, zencinin rolünü yine bir zenci oynar...

 *Evham, hayali sorun yaratmaktır. Kaygıda aynıdır, gerçekleşmemiş için endişe etmek. Ya da geçmişin geleceğe yüklediği olumsuz manalandırma, çünkü olmamış her şey gelecektir. İhtimallerde bunlara eklenebilir…

* Özgürlük, bazen ya da çoğu zaman hiç bir şeye sahip olmamakta olabilir... Kim bilir belki de insanoğlunun en büyük prangası aidiyet duygusudur...  

  *Bir toplumun felaketini en iyi besleyen oto-sansürdür.

 * "Ben ortalığı yaşanır kılana kadar demokrasi ve hukuku bir odaya kilitleyin!" dedi, adı sanı belli olmayan bir ses…

  *Toprak aynı toprak, mevsimler değişmedi, yine dört mevsim…
Bütün canlılar üremeye devam ediyor…
Su bitmedi, oksijende var…
Doğa hiç siyah beyaz olmadı, siz fotoğrafçılık gelişimine göre zamanlar uydurdunuz…

*Geçmişten geleceğe gelindiğinde,” O zaman bu zamanı bilmiyordum.” diyeceksiniz.

* Bir duygunun bir eyleme dönüşebilmesi için insanların aynı duyguda buluşması gerekiyor;
Aşkta,
Sevgide,
Saygıda,
Şiddette,
Nefrette,
Ve daha yüzlercesinde...
*Olmayacak duaya âmin demek yerine, küçük bir bedduanın işinizi hallettiğini hissettiğiniz an seçiminiz başlıyor.

*Bütün isteklerimiz inançlarımızı belirler...
Sonra isteklerimiz direnmeye başlar...
Kaybetmekten korktuğumuz inançlarımız değil, onun altını doldurduğumuz isteklerimizdir…

*Yaşamınızı projelere bölmeyin, hayal ve hırslardan uzak tutun. Ne yirmi yaşını otuzda hissedersiniz nede otuzu kırkta...
Bugün yarın-bugün yarın-bayram seyran-yılbaşı doğum günü-facebook -tv derken zamanın sizi terk etme saati gelir...
Ölümün bir adı da zamanın insanı terk-etmesiymiş.
Zamanın içinde kaldığımızda varız, ölüm zamandan ayrı düşmekmiş...

* Evden Kaçmış Bulutlar;
Gökyüzünün çok mavi olduğu anda beyaz bulutların seyrine doyum olmaz. Koca kümeler hallinde yığılırlar, derli topludurlar, hiç dağınıklıkları yoktur…
O beyaz yığından uzaklaşıp maviye baktığınızda evden kaşmış bulutlar çarpar gözünüze; çok uzaklarda ince, yalnız bulutlar…
Eğer o bulutların eve dönmesinden endişe duyuyorsanız; çok uzaklaşmış kaybolacak endişesi… Bu, yaşamda daha çok yapacak işiniz var demektir. Evden kaçan bulutlar hiçbir şey ifade etmiyorsa, bir anlamlandırma yükleyemiyorsanız günlük işlerinize bakın, kendinizi fazla zorlamayın…

* Başımıza iyi bir şey gelmesi de yeniden başlamaktır, kötü bir şey geldiğin de yeniden başlamak çalar kapımızı.
İyi konuşulmaz, kötü besler insanı.
Esas sınavda kötü ile yüzleştiğimizde başlar.
İçinde bulunduğumuz durumun her şeyi biz olmak zorundayızdır.
Aynı anda hem yangını söndüren itfaiyeci hem de yangın devam ederken yeniden yapmaya çalışan mimar ve önce kendi haklarımız olmak kaydıyla bu yıkımın içindeki davayı yönetebilmek için de iyi bir hukukçu. 
Yaşamınızda bozulanı yeniden düzenlemek için tek materyal budur; itfaiyeci, mimar ve hukukçu. Üçü de bizizdir ve üç işi de aynı olayın üzerinde aynı anda yapmak zorundayızdır.
Bırakayım tamamı yansın yeniden yaparım deme şansımız yok! Zira iyi, kötü olmadan önceki halinde bizi öyle sarıp sarmalamıştır ki, öyle biz olmuştur ki yapabileceğiniz tek şey hem itfaiyeci hem mimar hem de hukukçu olmaktır.
Elleriniz değişmemiştir; iyiye dokunan da oydu şimdi kötüye dokunacak ta o olacak. Gözlerinizde öyle, iyiyi de gördü, kötüyü de görecek.
Şans kayıpların içinde gizlidir (ölümcül hariç) ."Yaşamda insana bir şans verilir." lafını safsataya çevirecek güçte kaybın içindedir.
Kazanımlarımız yeniliğe dönüşmez, sadece saklayıp korumayla devamlılık sağlar. Bu gelişi güzel bir haldir, alışmaktır, sıradanlıktır, teslimiyettir.
Yaşamınız ölüm olmayan ama bir yıkım ve bir bozulmaya uğramışsa bunu yeniden bir şans olarak düşünün. Küçücük ömrünüz o tek düzeldiği bozmuş yeniden başlamak için sizi seçmiş şeklinde algılayın, öyle düşünün.
İnsanoğlu üzüntü ve öfkesini yapıcı enerjiye çevirdiğinde zaten yaşam daha kolay olacak ama bizim evrimselliğimiz içinde olmayacak bu değişim. Çünkü bu yapımızla, doymayan yapımızla ona ulaşmamız mümkün değil. Ancak evrim değiştirerek o mertebeye ulaşacağız.
Dedim ya başınıza gelen kötü olayı( ölümcülü hariç.) yeniden başlama şansı olarak alın ve hemen itfaiye kıyafetlerinizi giyin, mimarlık malzemelerinizi toparlayın ve hukuk kitaplarınızı yangından ilk kurtarılacaklar arsından sıyırarak işe başlayın...
Bir küçük öğüt: YAŞAMINIZDAKİ EN BÜYÜK YATIRIMI KENDİNİZE YAPIN.
Zira elden gelen öğün olmaz o da vaktinde bulunmaz. Formun ÜstüBaşaracağım diye de yaşamın kendisini kaçırmayın! Ve pebi’ den bir şiir:  

Seni beklerken simitçi çocuğu seyrettim/
Önce simitlerini sonra önünden geçenleri insanları saydı/
Bir zaman hesabındaydık ikimizde/
Gün bittiğinde ikimizin hesabı da tutmadı/ pebi.

Bu yazı toplam 1705 defa okundu.
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.
KÖŞE YAZARLARI

 

 

Sosyal Medya



Çok Okunanlar

  1. Bugün
  2. Dün
  3. Bu Hafta
  4. Bu Ay

E-Posta Listesi

Adınız E-Postanız

Arama


Arşivde Ara


 

Evren TV Programlar