SRT Yayın Akışı - 24.06.2018
Son Dakika

AR VE HAYÂ HÜKÜMRAN OLMALI 22 Şubat 2018 - 10:29, Perşembe


Halil Müftüoğlu

(Bu haftaki makalemi Adalet eski bakanı Sakarya eski milletvekili avukat araştırmacı yazar sayın İsmail Müftüoğlu’nun bu makalesini sizinle paylaşmak istedim.)

 

                “Muhakkak bu ümmetten ilk kaldırılacak olan şey hayâ ve emanettir. Öyle ise siz Allah-u Teâlâ’dan bu ikisini isteyiniz.” (Hadis)

 

                  Siyaseten yorgun olduğumuz için, bu sefer farklı bir makale ile karşınızdayız. Malumdur ki, hayâ; edep, mahcubiyet, utanmak, ar ve namustur. Bu özelliklerin tümü ile terk edilmemesidir Yani insanın çirkin şeylerden sıkılması ve utanmasıdır. Hayâ insanlarda fıtridir, yaratılıştandır. Onun için hayâlı insanın kalbi nahoş olaylar meydana geldiğinde ıstırap duyar. Bu da kişilerin yüzünde görünür.

 

                   Beyan buyrulduğu gibi; “Hayâ imandandır.” Hayâ, Allah korkusuyla, günahı intaç eden her fiilden uzak durmak, günah işlemekten utanıp, sıkılmaktır. Ayrıca hayâ, dünya ve ahrete dair, bütün hayır olanları toplayıcıdır. Yani imanın bir nevi şirazesidir. Çünkü kim dine uygun olanları işler, uygun olmayanları da terk ederse, hayâlı olarak tariflenmektedir. İman kavi olursa, hayâ da tumturaklı olur. Sarsılmaz bir hale gelir. İnsanı korur.

 

                  İnsandan hayâ perdesi kalkarsa, o zaman da insan, bir nevi, hâşâ, hayvanlaşır. O zaman da kontrolden çıkar, canavarlaşır.

 

                  Hayâ insanı uçurumun kenarından geri çeker ve şer olmaktan kurtarır. Nafi olma durumuna getirir. Hayânın olmadığı yerde, insanların gönlü kuraklaşır ve çölleşir. O zaman da mahcubiyet ortadan kalkar, utanma devre dışı kalır. Bu sebeple hayâ, insanlar için bir nevi vaha gibidir. Çünkü hayâ edebi devreye koyar. Ar ve namus fırçası insanın iç ve dış dünyasını temizler ve iyi hal sahibi haline getirir.

 

                  İşte o zaman insan, saat gibi dakik çalışır ve hedefe ulaşır. Ameller de bereketlenir. İnsan adil olur, yandaş, karındaş, partidaş önem taşımaz. Sadece hayâ ve iman anahtarı, sonsuz âlemlere, bitmez tükenmez nimetlerle kapı açar. Böyle bir insan, emanete de ihanet etmez. O zaman makamlar ehil olanlara tevdi edilir. Böyle yöneticiler de kucaklayıcı olur.

 

                  Aksi halde insanın sonsuz acılara, kederlere yuvarlanmasının kapıları açılır. Uçuruma yuvarlandıktan sonra da, kan revan içinde kalır.

 

                  Bu durumdan kurtulmanın tek yolu, hayâ anahtarını marifetkârane kullanmaktan geçer. Hayâsızlık, ar, hayâ ve ahlaktan uzaklaşmanın baş basamağı olur. O zaman da insani değerlerin tamamı yozlaşır. Çalma, çırpma, soyma, soydurma, sömürü tavan yapar.

 

                  Umera, bürokrat, siyasetçi batağa yuvarlanır, birlik ve beraberlik hayal olur. Şer güçler, yani hayâsızlar ellerine geçirdikleri kamçı ile edep, ar ve hayâyı darbeler. Böylece, toplum da, haktan uzaklaşır. Şer güçlerin topluma sirayeti ve kabulü kolaylaşır.

 

                   Hayânın hâkim olduğu yerde, insanlar adam gibi adam olur. Hayânın hâkim olduğu mekânlarda, dirlik ve düzenlik olur. Herkes hakkına razı olur. Böylece taşkınlıklardan uzaklaşır. Hayânın hâkim olduğu yerde, mahcubiyet olmaz. Zira vicdan kılıcı, yanlış yola sapan insana müsaade etmez. O zaman da ar ve hayâ hükümran olur.’’  Saygılarımla

 

Selâm doğru yola uyanlara…

Bu yazı toplam 453 defa okundu.
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.
KÖŞE YAZARLARI

 

Sosyal Medya



Çok Okunanlar

  1. Bugün
  2. Dün
  3. Bu Hafta
  4. Bu Ay

E-Posta Listesi

Adınız E-Postanız

Arama


Arşivde Ara


 

Evren TV Programlar