SRT Yayın Akışı - 19.11.2017
Son Dakika

17 Ağustos 1999 Salı Günü17 Ağustos 2015 - 00:45, Pazartesi


Perrin Helvacı

   17 Ağustos depremi unutuldu, sadece bire bir kayıp yaşayanların hafızalarında kaldı.  Ve o tarihten sonra hiçbir şey bir daha 17 Ağustos 1999 salı günü, saat 03’ü iki geçeden öncesi gibi olmadı…

    Binaların dışarıda olsalardı hiç kimsenin ölmeyeceği bu doğa hareketi, binaların güvenli olmayışından binlerce insanın öldüğü büyük bir yapay felakete ve trajediye dönüştü…

 16 yıl oldu!

Kaç yaşam değişti, kaç yaşam sonlandı, kaç yaşam başkalaştı, kaç yaşam bir ömür taşıyacağı ağır bir acıyı dağarcığına kattı?

 17 Ağustos’ta bir yakınınızı kaybettiyseniz, yakınlık derecesi çok yakın birini kaybettiyseniz kötü…

Hiçbir şey eskisi gibi değildir artık!

Her yıl yaşını hesapladığınız kayıplarınız varsa 17 Ağustos ancak siz bitince bitecek…

 Düşünün, depremde yedi yaşında ölen bir çocuk şu an yirmi üç yaşında olacaktı. Onu zamanın dışına kim attı?

Benimde yaşını hesapladığım kayıplarım var, düşündüğümde kasılıp kaldığım, bir resimle, birinin bakışındaki benzerlikte yakaladığım anlarla kahroluşum var…

Bir tanesinin gözleri karaydı, siyah değil bildiğimiz kara, saçları da; ama teni o kadar beyazdı ki yüzüne baktığımda tanrıya imrenirdim; bu kara ile beyazı hiç bulaştırmadan yan yana getirdiği için. O gözleri hep doğum yaptırdığı anlardaki hâliyle hatırlıyorum. Bebeği anneden alıp onu yaşama kavuşturduğu anlardaki o mutlu parlayışıyla, o muhteşem bakışıyla…

  Öbürünün büyümesini seyretmiştim, yanında olduğum zamanlar yüzündeki çillerine krem sürme görevini yengem bana vermişti. Gülüşü, sesi, aklımda, birilerini ona benzetiyorum, benzetmeye çalışıyorum, yaşını hesaplıyorum, sonra en son ne konuşmuştuk diye hafızamı zorluyorum. Sonra iğrenç bir çaresizlikle kıvranıyorum hatta onun yaşayan yaşıtlarını kıskanıyorum; bu çok insani bir davranış onun elinden giden hayatı başkalarının yaşamasını kıskanmam…

Üçüncüsünü düşünmekten korkuyorum, onun bıraktığı acıyı gördüğüm için, o acının nelere mal olduğunu bildiğim için, gizlice, gün ışığına çıkarmadan aklımdan geçiriyorum. Ailedeki bir yaşıtının her yaş alışı onun yaşını da büyütüyor ama kendisi küçüklük resimlerinde duruyor…

 Sürekli ertelenen, paketlenmiş ama tavan arasına kaldırılamayan acılarıyla, en son, en son ne hissetiler sorusunu yüzlerce kez sorarak bir sonraki düşünmeye kadar erteliyorum…

 Bilmiyorum bunun kaç kişi yapıyor, kaç kişinin yaşamı darmadağın oldu?

 Şunu demeden de edemiyorum, ”acı çekselerdi ama yaşasalardı” evet yaşamak, aslolan yaşamak, onların o hakkı ellerinden alındı…

 Bu deprem ne Allah’tan geldi, ne de alın yazısıydı?

 Düpedüz, göz göre göre beton yığınlarının kıyametiydi…

Hiç kimse hiçbir şey yapamadı; birileri ölülerini gömdü, birileri onu bile yapamadı; acilen kireçlenerek toprağın koynuna kondu, yasını tuttu, yaşayabilen yaşamaya devam etti…

Tabi, bazı şeylerin hakkını da vermek lazım!

 Depremi dünyayı boynuzlarının üzerinde tutan öküzün çıkardığını düşünen bir toplumdan buraya gelinirken ve hâlâ öyle düşünenlerin olduğu bir coğrafyada yaşarken sona kızmamak lazım…

 Depremi, tanrının kullarına bir uyarı olarak gönderdiğini düşünenlerin ve bu uyarıyı kendileri için değil, karşı saydıkları, kendilerinden farklı ve kötü gördükleri için gönderildiğini düşünenlerin şükrüyle, önlemden yoksunluğuna devam edişini seyrediyorum…

Bir daha olmaması için hiç bir dileğim yok!

 Çünkü bu doğanın durmasını dilemektir, ne doğa nede tanrı tavrını değiştirmediğine göre dilek yerine önlem gerekliliğine inanıyorum…

 Dilenciyi insanın merhameti, savaş ve türevlerini olan acıları da cehaleti yarattı…

Bu denli ölüm de insanın cehaletinden kaynaklı!

 17 Ağustos’ta ölenlere binlerce rahmet diliyorum, ölme şekillerinin kıyısından döndüğüm için onları anlayabiliyorum…

 Benimde insani avuntularım var; aşağıda ki dörtlük gibi:

Bir tokluk hissi var, kanla doymuş, sakinleşmiş beşer/
Böcekler yollara düşmüş, genç mezarlar, genç bedenler için, çok ölüler için/
Kulakları duymayan, kör cerrahlar iş başında/
Tanrı insanlıktan vazgeçmiş ama iyi insanları hızla yanına almakta/... pebi 

Bu yazı toplam 1723 defa okundu.
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.
KÖŞE YAZARLARI

 

 

Sosyal Medya



Çok Okunanlar

  1. Bugün
  2. Dün
  3. Bu Hafta
  4. Bu Ay

E-Posta Listesi

Adınız E-Postanız

Arama


Arşivde Ara


 

Evren TV Programlar