KAF KAF HAFİF GELDİ 90 - 783 Ocak 2018, Çarşamba

Geçen haftaki Galatasaray maçının başlangıç hava atışı hatalıydı. Bu haftaki Karşıyaka maçı da aynı hata ile başlayacaktı ki hakemler bu sefer uyumadı ve enteresandır doğru atış ancak ikinci tekrarda gerçekleşti.

Hakemle başladık devamını da getirelim bari… 

Çaldıkları ve çalmadıkları düdükler ile maçı çok kötü yönettiler. 

Sportmenlik dışı faul kararlarında bir standart yok diyeceğim ama normal faullerde bile yoktu ki onda olsun.

Bu maçta başhakem bayandı… 

Yardımcı erkek hakemler de sanırım çok centilmen oldukları için ona pek iş bırakmadılar her pozisyona kendileri cart curt çaldılar ve garip kararlar ile de oyuncuların ve bilhassa koçların sinir katsayıları ve sabır limitlerini ölçtüler. 

Maçta ilginç bir pozisyon vardı… 

Top, dip çizgiden dışarı çıktı. O bölge hakemi kararsız kalınca bayan hakeme baktı ama o anda onun da yüzü o bölgeye dönük değildi ve koç Selçuk Ernak’a detaylı izahat vermekle meşguldü, cevap alamadı. Son çare olarak uzak hakeme bir bakış fırlattı ama ondan ben de göremedim işareti alınca kafasına göre bir karar uyduruverdi; bir nevi KHK yani.

**

Maç öncesi Kaf Kaf karşısında zorlanacağımızı düşünüyordum. Oyunun hızlanması ve açık alan yakalamaları halinde atletik oyuncuları ile bize problem yaratabilirlerdi. Ancak bu özelliklerini kullanıp bu oyun anlayışlarını uygulayabilmeleri için iyi savunma ile bizi top kaybına zorlamaları ve en mühimi de ribauntlarda üstünlük sağlamaları lazımdı. Oyunu hızlandırma yanlışına düşmeyince Boothe ve Metecan ile rakibi yıpratırken M.Fall ile de tam anlamıyla tepelerine çöktük. 

13-0 lık seri yakaladığımız ilk çeyreği Boothe “7”, Metecan “7” ve Fall’dan “8”, Jones ve Harris’den “2” şer ve de son 29 saniye kala oyuna giren Can’ın “3”lüğü ile geniş paylaşım yaparak 29-19 tamamladık.

İkinci çeyrekte koç Selçuk, asli işini bırakıp önceki maçtaki gibi yine AR-GE kısmına el atınca 5.25 kala skor 32-28 oldu. Sonra montaj hataları yine düzeltildi ve ilk yarı 45-35 sona erdi. 

Bizim koç henüz AR-GE bölümü çalışmalarında düşündüklerini hayata geçirebilmiş değil. Sürekli bir şeyler arıyor ve başarmak adına da hayli inatçı; bence zaman en iyi ilacı.

İkinci yarı başlarken Karşıyaka moral motivasyon olarak maçı bırakmış görüntü verdi.

Ribauntta çok etkisiz kaldıkları için hızlı hücum şansı bulamadılar ve etkili olabilecek oyun düzenlerini de uygulayamadılar. Bilhassa Fall oyundayken savunmada çaresiz hücumda ise hayli ürkektiler. Amerikalıları hayli keyfi; mesela ortalaması 13 sayı olan “0” no.lu Allen üç çeyreği noel modunda “1” sayı ile geçti son çeyrekte “13” atıp maçı “14” ile bitirdi. Yine “11” no.lu Waters’da kafasına göre takılınca 3.çeyrekte 4.48 kala oyundan alındı. Benchte koçunun söylediklerine el kol hareketleri dahil etkili mimiklerle cevap verince koç tarafından hararetle soyunma odasının yolu gösterildi. Bu olabilecek ve de rastlanan bir durum ancak teknik ekipteki diğer bir kişinin onu geri çevirip benchte oturtması pek rastlanan bir durum değil. 

Karşıyaka gibi köklü bir takımın puan cetvelindeki yerinin nedeni de galiba belli.

Sonuçta 90-78 kazandığımız Karşıyaka maçında M.Fall orantısız güç olarak göze battı!

Bunun gibi hiçbir agresiflik ve sıkıştırma görmediği bir başka maça rastlayacağını da sanmıyorum. 

Toplamda 60 şut atıp 26/49 ile %53 ikilik, 7/11 ile %63 üçlük attığımız bu maçta en büyük üstünlüğümüz rakibin 21 ribauntuna karşı bizim 34 ribaunt almamızdı. 

Ve en mühimi…

Asist sayımız “22” bu oldukça iyi ama biz galiba sevdik bu top kaybı istatistiğini… 

Geçen maçta 8 ile rekor egale etmişken bu maçtaki top kaybımız “5” işte bu gerçek rekor.

Yalnız garip olan Karşıyaka’nın da top kaybı “7”. 

Vardır elbet bunun bir nedeni.

Şimdi sıra geldi Euroleague şampiyonu ile oynamaya; yaz şeref defterine bir sayfa daha.