MÜSAADE ETMEYECEĞİZ…. yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız : Kimden : Kime :
Mesajınız :

MÜSAADE ETMEYECEĞİZ…. 23 Kasım 2017, Perşembe

                Kaleler dıştan değil ekseriya içten yıkılır. Bu söz her zaman her yerde doğrudur. Gerçekten tarih sayfaları dış istilalardan dış zorlamalardan çok bu istilaları ve zorlayışları hazırlayan dahili kargaşalar isyanlar içtimai sarsıntılarla doludur.  Osmanlı imparatorluğu bu iç kargaşa ve isyanlar neticesinde yıkılmıştır. Çünkü Osmanlı imparatorluğu istikrarlı, devamlı sağlam bir iç bünyeden mahrumdu.

                Muhtelif ırk, dil ve dinden olan halk yığınları aynı padişahın aynı kanunların idaresi altında asırlarca yan yana yaşadılar. Fakat birbirleri ile kaynaşamadılar. Bilakis kendi içlerine kapandılar millet ve milliyetlerine sımsıkı sarıldılar. İlk fırsatta mensup oldukları siyasi birliğe isyan ederek hür ve müstakil milletler haline geldiler. Bütün bunlar bize şunu gösteriyor ki milletler kılınç  ve silah kuvveti ile zorla yok edilemezler. Milletleri ayakta tutan onları birbirleri ile kaynaştıran  manevi kıymetler dediğimiz müşterek duygu ve kıymetleri yaratan amillerin  başında şüphesiz milli kültür gelir.

               Birinci dünya harbinin sonunda  Osmanlı imparatorluğu tasfiye edilmiş bizden olmayanlar milli sınırlarımız dışında bırakılmıştır. Büyük harpten bu yana milletimizin giriştiği her hareketi şu tek bir kelime ile ‘’milli’’ kelimesi ile hülasa edebiliriz.

              Milli misak, milli mücadele, milli tarih, milli dil, milli edebiyat, kısaca milli kültür. Bu her sahada millileşme kendine gelme kendine dönme hareketinin yanında ; Bir yerde batıya dönme, batılılaşma hareketi  zaruri olarak kendisini göstermiştir.

              Geri kalmıştık Avrupalılaşmak lazımdı. Bunun için Avrupa’dan ilim teknik metod alacaktık. Çünkü bunların milleti, milliyeti, vatanı yoktu. Bütün beşeriyetin malıydı. Maalesef  böyle olmadı. Siyasi müstevlilere karşı sımsıkı kapadığımız kapıları manevi emperyalistler, kültür istismarcılarına karşı arkasına kadar müsamahasızca açtık, şaşırdık ,kendimizden geçtik, Avrupa’dan gelen her nursuzluğun önünde öylece eğildik maalesef.

             Eskiden bir tane ‘’kavmi necibimiz’’vardı şimdi bunu birkaç düzineye çıkardık. Düşman Çanakkale’yi geçemedi ama başka kanallardan başka yollardan sessizce pekala geçmesini bildi.

             Türkiye’de solcu ve sosyalist geçinenler Rus havyarı yiyip,İngiliz viskisi içerek Amerikan musikisi ile dans edip gençlerimize sosyalist nutuklar attılar.  Bizde ileri, geri, eski , yeni diye bir şey yoktur. İyi, kötü, faydalı, faydasız vardır. Bir ses, bir fikir hareket vatan denilen varlığı, millet denilen birliği parçalıyor ,yıkıyor bozuyorsa o fikir o ses o hareket bizden değildir. Milli değildir.

             Mehmetçik vatan sınırlarını yabancı istilalara siyasi emperyalizme karşı nasıl müdafaa ediyorsa, bizde kafalarımızı gönüllerimizi fikirlerimizi sefer edip milli kültür sınırlarına bir Mehmetçik gibi dikilmeliyiz. Manevi emperyalizme bütün varlığımızla karşı koymalıyız. Ülkeler ve asırlar dolusu eserler bırakan bir millet yok edilemez. Asla ve kat’a buna müsaade etmeyeceğiz. Saygılarımla