STRES AKIYOR İNSANDAN2 Kasım 2017, Perşembe

Türkiye çilekeş bir ülkedir.Gücü ,karakterize olmuş bir toplum olmasaydı ,kim bilir bir Arakan,bir Suriye olarak Ortadoğu’nun baharından payelenecekti.Mücadeleci ruhumuz ve allahın inayetiyle ayaktayız.

Lakin bir stres,bir stres akıyor insanımızdan.

Strese sebep olan, sosyolojik kaosun zenginliğine sahip olduğumuzdan şüphe yok iken;

Stres etkenlerine maruz kalmayı en aza indirgemenin, çözüm olmadığını belirtmeli.Sadece onlarla, daha iyi  nasıl başa çıkabileceğimizi, öğrenmemiz gerekiyor.

Etkenler ve etki   kişiden kişiye farklılık gösteriyor.Buna en iyi örnek;

‘‘Hız trenine binen kişilerin gözlendiği bir stres araştırmasında; yolculara baktığımızda,  bazılarının en arka koltuklarda, oldukları yerde gözlerini ve dişlerini sıkıp, önlerindeki koruma demirine, sıkı sıkıya yapıştıklarını görürüz.Tekrar  toprağa basmak ve oradan koşarak uzaklaşabilmek adına, bu işkence çemberindeki sürüşün bitmesi için sabırsızlanırlar.

Fakat ön sırada oturanlara bakarsak;gözlerini kocaman açmış, macera meraklısı insanların, her diklikte, heyecanla bağırdıklarını ve bir sonraki tur için sabırsızlandıklarını görürüz.

Ve aralarında özgürlüklerini sınırlandıran hiçbir şeyi umursamayan birkaç tip daha görebiliriz.’’ 

Öyleyse hız treni streslidir diyebilir miyiz?

Arkada ve önde bulunan yolcu gruplarını birbirinden ayıran en önemli özellik; içinde bulundukları durumu kontrol edebilme şekilleridir. Fakat bu grupların hiç biri, algıları üzerinde az ya da çok kontrole sahip değillerdir. Beklentileri de oldukça farklıdır.

Çoğu zaman yanlış algılar yüzünden kendi stresimizi kendimiz yaratırız.Kendimize, hız treninin arka koltuklarında değil, ön koltuklarında oturmayı öğretebiliriz. Ve bunun için önce kendi rızamız gerekli.

Aksi taktirde bütün deneysel ve klinik araştırmalar olaylar kaşısında az kontrol sahibi olmak her zaman huzursuzluk ve stres oluşturur,diyor.

Anladığımız üzere stres,değişimlere uyum sorunu.

Savaşların ardı arkası kesilmeyen ülkelerde ,Askeri birliklerinde ilaç kullanımının bu kadar çok olmasını özetleyen, bir araştırma sonucuna göre, Frankenstein şunu der:

‘‘Büyük ve ani değişiklikten başka, hiçbir şey insan zihnine daha çok acı veremez.’’Ve devamında aklımıza gelen peki biz bu acı ile karşılaştığımızda ne yapıyoruz.İnsan zihninin değişimi için kimyasal desteklere sığınıyor,beynimizin kontrolünü onlara veriyoruz.

Bir arkadaşım demişti;ilacı bıraktığım anda kendimi güçsüz hissediyorum,o kadar bağ kurdum ki ilaç ile , o benim en büyük destekçim.’’

Psikolojik bağlanmanın kurbanı oluyoruz böylece.

GÜNLÜK STRES

Günlük stres etkenleri yüzünden sinirleri bozulan  ve etkileri sonra erdikten sonra bile bunların üzerinde durmaya devam eden insanların, on yıl sonra özellikle ekleme ilişkin ağrılar,kalp damar hastalıkları gibi uzun vadeli sağlık sorunlarına sahip olma olasılıklarının daha yüksek olduğu kanıtlanmış.Hatta Stres ile başa çıkmanın %74 oranında bu hastalıkları azalttığını söylüyor bilim.

Bu eksende stres üretkenliği de arttırıyor, ancak bir noktadan sonra olaylar düşüşe geçiyor.Buna şu an dilimizde yaygın adıyla, Tükenmişlik Sendromu,yahut Yorgunluk sendromu diyebiliriz.Bu yüzdende stresin sizi zorlamaya başladığını gösteren erken uyarılara ve semptomlara karşı duyarlı olmalı.

Saygılar