BİR LAFA BAKARIM LAF MI DİYE… yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız : Kimden : Kime :
Mesajınız :

BİR LAFA BAKARIM LAF MI DİYE…27 Ekim 2017, Cuma

Şanlıurfaspor beraberliğinden sonra, hani ben yazımı yazmış ve o yazımda “10 kişi kalmış bir takım, hem de 2-1 öndeyken yenemiyor ve 2-2 berabere kalıyorsa, bunun faturası kesilmelidir” demiştim ya, sonradan olma bir gazeteci aklı sıra bana SALLAMIŞ(!) Yetmemiş, bir de bana kibar anlamda Sağlıksız(!) demiş.

            Sanki ben, göreve geldiği günden bu yana kaç galibiyet, kaç mağlubiyet kaç beraberlik aldığını bilmiyorum? Onun bildiğini çoktan unuttum. Sen kimsin ki benim ile aşık atacaksın? Haddine mi düşmüş böyle bir şey? 

            Yok efendim, futbolda yenmek kadar yenilmek de varmış da, Sakaryasporlu futbolcuların kaybetmeye hakkı varmış da! Yalan, inanmayın. Resmen oynuyor!

            Haftada kaç gün poponu kaldırıp da geldin Rüstemler Tesislerine? Ama ben her Salı ve Perşembe günü idmandaydım. Peki ya Sakaryasporun hangi deplasman maçına geldin? Hiç. Ama ben gidiyorum. Hatta en son Urfa’daydım. Her şeyi gördüm ve duydum. Üstelik yazmamam gerekenleri de yazmadım.

Hem maça gelme, hem yalakalık yap öyle mi? Bu kadar zavallısın işte!

Haaa, inanmıyorsun ya sen bana, hani Osman hocanın ağzıyla konuşuyorsun ya, o zaman o maça gelen Baba Murat’a, Serci’ye, Volkan Kahya’ya falan sor. Duy da nasıl sıçtığını anla.

Demiş ya, “25 maçta alınan sonuçlardan sonra hocanın gitmesini isteyen zihniyetten nasıl sağlıklı bir düşünce bekleyeceğiz” diye. Bu resmen bir hakaret değil de nedir?

            Ben de diyorum ki o sonradan gazeteci olmaya! Sen ve senin gibi sonradan görme gazeteci olanların yüzünden, Sakarya’daki basın camiası içinde birlik beraberlik içinde olunmuyor. Koparacaksın hepsinin kellesini, bakın bakalım bu şerefsiz gibi şerefsiz kalacak mı?

           

BEN NE ADAMLAR GÖRDÜM…

            Hani demiş ya, “Bu işler bol bol ahkam kesmekle olmaz” diye. Evet çok doğru söylemiş. Ama o öyle bir ahkam kesmiş ki, kokutmuş her tarafı!

Ama ben ne adamlar gördüm üstünde elbise yoktu, ne elbiseler gördüm içinde adam yoktu.  O da bu zavallılardan biri işte. Baksanıza neyin peşinde?

            Haaa, diyeceksin ki neden onun seviyesine indin ki o zaman? Eğer ona cevap vermezsen, nasıl susturdum ama diyecek ya da kendini bir bok sanacak da ondan(!)

            Ama en önemlisi, bana resmen SAĞLIKSIZ demesi…

            Kimin sağlıklı, kimin arızalı olduğuna siz karar verin!

Eğer 2 gün önce BU MAÇI OSMAN HOCA ALDIRDI başlığındaki yazımı okusaydın, bu yazıyı yazmazdın. Oku da öğren ne kadar OBJEKTİF ve harbi olduğumu, senin gibi YALAKA ve ucuz olmadığımı. Spor gazeteciliğin, spor yazarlığının nasıl bir şey olduğunu. Sen önce spor müdürü ol da öyle konuş, ya da sayfa çizmeyi ve haberi gazetecilik dilinde yaz da, ondan sonra istediğini yaz ve yap. Tabii o cesaretin ve gücün varsa!

Kaldı ki Osman hocanın sen ve senin gibi zavallılara hiç mi hiç ihtiyacı yok.  Aklın sıra onun ve benim üzerimden kendine prim yapmaya çalışacaksın di mi. Verseydim ismini bunu da başaracaktın ama yemedi, başaramadın!

            Hazreti Mevlana ne güzel söylemiş bu tür virüsler için…

            Her lafa verilecek cevabım var lakin Bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye…

            Osman hocaya gelince. Alkışsa alkış. Övgü ise övgü. Onunla da hiçbir futbolcuyla da şuan için alıp veremediğim bir şey yok. Çünkü ben, sen ve senin gibi kiralık ya da satılık gazetecilerden değilim. Olmadım, asla da olmam. Anladın mı bay YALAKA…