BARZANİ’NİN HÜSRANI IRAK’IN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ DEMEK26 Ekim 2017, Perşembe

Barzani’nin, ABD/İsrail suflesiyle çıktığı bağımsızlık yolculuğu kısa sürdü. Başta Türkiye olmak üzere verilen onlarca tepkiye rağmen Barzani ailesinin kronikleşmiş merkezden kopma sendromu Mesud Barzani’nin “çocukluk hayalim” çıkışıyla yeniden hortlamıştı. Fakat çok uzağa gitmeye gerek yok, bu girişime başta komşu ülkeler Türkiye-İran ve Irak Merkezi Hükümetinin sert tepki göstermeleri bile başından beri IKBY’nin kendi ayakları üzerinde durabilecek bağımsız bir Kürt devletinin bölgede uzun soluklu olamayacağının açık kanıtıydı. Tüm bu tepkilere karşın sadece İsrail’in açıktan ABD’nin ise üstü kapalı desteklediği bu hareket bölgesel anlamda tam manasıyla duvara toslamış vaziyette.

Referandum sonrası bölgenin iyice ısınması, Irak hükümeti ve Haşdi Şabi Milislerinin ortak operasyonlarıyla peşmergenin çatışmaya dahi girmeden bölgeyi kaçarak terk etmeleri başta Barzani olmak üzere İsrail ve ABD’yi de hayal kırıklığına uğratmış görünüyor. Nitekim Barzani’nin önce 1 Kasım’da planlanan seçimin ileri bir tarihe erteleme kararı ve sonrasında “referandum öncesi şartlara dönüyoruz” açıklaması söz konusu süreçte işbirlikçileri İsrail ve ABD’den yeterli desteği göremediğinin, daha açık ifadeyle bu ülkeler tarafından kullanılıp atıldığının delilidir.

Ortadoğu coğrafyası özellikle Osmanlı Devletinin hâkimiyetinden çıktıktan sonra maalesef küresel sermaye güçlerinin istihbarat teşkilatları ve çeşitli taşeron terör örgütleri işbirlikleri ile beşeri, ekonomik ve sosyo-kültürel manada tam bir sömürü alanına dönüştürüldü. Afganistan, Libya, Mısır, Tunus, 2001’den bu yana Irak ve son 6 yıldır Suriye üzerinden yürütülüyor bu sömürü hareketi. Bölgenin özellikle zengin yeraltı kaynaklarını yine bölgede kendi kontrolleri altında tuttukları yerel siyasi aktörler eliyle sömürüyorlar. İsrail’in bölgede kurulacak bir bağımsız Kürt devletine verdiği canhıraş destekte hem bu coğrafyada hayalini kurdukları büyük İsrail devletinin temellerini atma girişimi hem de bölgenin zenginliklerini kontrolü altına alma eğilimi taşıyor.

Barzani, Türkiye’nin defalarca Irak Merkezi Hükümeti ile masaya oturup kendi aranızda anlaşın telkinlerine kulak tıkayarak çıktığı bağımsızlık savaşını kaybetti. Bu saatten sonra da bölgede Türkiye-Irak-İran ambargosunda ayakta durabilme şansı sıfır.

Şunu da açıkça belirtelim ki, Barzani’nin bu hamlesinin boşa çıkartılmasının arkasındaki en önemli bölgesel güç Türkiye’dir. Nitekim Türkiye’nin ticari anlamda bölgede Barzani’nin en önemli partneri olması ve referandum hamlesinin ardından sınırlarını kapatması ekonomik olarak IKBY’yi oldukça yıprattı. Bunun yanında özellikle Suriye kanalında da PYD/YPG/PKK eliyle kurdurulmak istenen terör devletine Türkiye’nin sert tepki göstermesi gibi İsrail kontrolünde ve yine Peşmergeye verdikleri destekten de açıkça anlaşılıyor ki PKK kanalıyla Kuzey Irakta da kurdurulmak istenen bir terör devletçiğine de müsaade etmeme kararlılığı Barzani/İsrail/ABD üçlüsünün tüm planlarını da alt üst etmiş görünüyor.

Evet referandum hamlesi yanlış bir adımdı. Bundan sonra Barzani’nin yapacağı mantıklı hareket, tabi eğer bölgede halen var olmak istiyorsa, Irak Merkezi Hükümeti ile diyalog kanallarını kurmak ve desteği dış güçlerin kerametinde aramak yerine bölgesel işbirlikleri kurarak Irak’ın toprak bütünlüğü ve bağımsızlığı için çalışmak. Aksi taktirde Irak temelinde tüm Ortadoğu içine düştüğü bu kaos girdabından çıkamayacaktır.