Dişli’nin istifası 23 Ekim 2017, Pazartesi

Aslında bu sorunun cevabını kendisi çok açık ve net bir şekilde verdi.

Ancak birileri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisinin istifasını istediğine dair söylentileri dile getirmekten hoşlanıyor.

Çünkü öyle olmasını umut ediyorlardı. Ancak durum öyle değil. Dişli, tamamen kendi inisiyatifiyle, bir takım tartışmalardan partisini ve kendisini bir nebze de olsa geri çekebilmek adına istifa etti.

Tabi ki istifası bazılarının da hoşuna gitmeyecektir. Malum AKP’de şu anda sancılı bir süreç var.

Bazı belediye başkanlarının istifaları istendi. Ankara, Bursa ve Balıkesir belediye başkanları hala direniyor.

Nereye kadar direnirler, orası belli değil ama Dişli’nin istifasıyla birilerinin ‘Şaban Dişli varken bizim istifa etmemiz isteniyor’ deme şansı da kaldı.

Kaldı ki bende Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Dişli’nin istifasını isteyeceğini düşünenlerden değilim.

Öyle olsa partinin genel başkanı olduktan sonra neden kendisini başdanışmanlık görevine getirsin ki?

Ancak Dişli’nin istifası belki daha önce görünen ama derinliği pek kestirilemeyen parti içindeki sıkıntıları bir kez daha gündeme getirdi.

Çünkü Şaban Dişli, istifa gerekçesiyle ilgili konuşurken satır aralarında çok önemli noktalara dikkat çekiyor.

Dişli aynen şöyle diyor: Bu şerefli göreve atanmamın ardından gerek basın gerek sosyal medya gerekse parti içinden bir çok arkadaşımın yorumları beni son derece rahatsız etti. Etmeye de devam ediyor. Partime ve Sayın Genel Başkanım Recep Tayyip Erdoğan’a her zaman, hangi makam ve mevkide olursa hizmet etmeyi bir onur olarak kabul ediyorum. Partimi ve Sayın Genel Başkanım Recep Tayyip Erdoğan’ı haksız yere, daha fazla yıpratmamayı teminen bu kutlu görevden istifa ettim.

Dişli’nin açıklamasında benim en çok dikkatimi çeken nokta, “Birçok arkadaşımın yorumları beni son derece rahatsız etti” sözleri oldu.

Yani AKP’de artık silahlar karşıdan değil, aynı cephe içinden de ateşlenmeye başlamışa benziyor.

Parti içinde daha öncede fikir ayrılıkları ve birbirini çekememe gibi durumlar olmuştu ancak şimdi durum çok daha farklı.

15 Temmuz tabi ki çok önemli bir milat. Ancak referandumda alınan sonuçlar bana göre bugünlerin en belirleyici faktörü oldu.

AKP bir lider partisi. Recep Tayyip Erdoğan’ı AKP içinden çıkartırsanız geriye çok daha fazla bir şey kalmayacağı çoğu kişinin ortak görüşü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan referandumda alınan sonuçlardan sonra tehlikeyi gördü ve 2019’a kadar partiyi yenilemezse, seçimlerde istediği sonucu alamayacağını biliyor.

Erdoğan çok tecrübeli ve akıllı bir siyasetçi. Partide değişim ve dönüşüme ihtiyaç olduğunu çok iyi biliyor ve adımlarını buna göre atıyor. Belediye başkanlarının istifaları ile başlayan süreç, milletvekillerine ve diğer birimlere de uzanacaktır.

Tabi ki bu durum bazılarını rahatsız edecek ve elindeki gücü kaybedenler her ne kadar içlerinde korku olsa da birtakım girişimlerde bulunacaktır.

Bütün bu süreç AKP’ye ne kadar zarar verir? Ya da hiç zarar vermez mi? Parti için doğrusu bu mudur, değil midir?

İşte bu soruların cevaplarını zaman gösterecek.

Ancak dediğim gibi, Dişli’nin istifası liderden gelen bir istek değil, kişinin ‘artık canıma yetti’ diyerek insani bir refleksle aldığı bir karardır.