GÜVEN – SÖZÜNDE DURMA VE BAĞIŞLAMA13 Ekim 2017, Cuma

Aziz Dostlarım

Bugün sizlere çok ihtiyacımız olan ve Kuran-ı Kerimde sıkça zikredilen 3 önemli kelimenin hayatımıza uygulanmasından bahsedeceğim. Rehberi önderi Kuran olanın yolu peygamberler yoludur. Bu yol sahibini ALLAH’a cc. ulaştırır. Müslümanlar olarak bir arada yaşarken bu 3 kelimeye çok ihtiyacımız vardır. Şimdi bu 3 kelimeyi Hz. Ömer ra. Zamanında onun idaresinde meydana gelen bir yaşanmış olay ile izah edelim. Olay Medine-i Münevverde geçer. Medineli olmayan birisi devesiyle hurma bahçesinden geçerken deveboynunu uzatır ve hurma ağacından hurma alır. Fakat alırken hurmanın dalını kırar. Bunu gören bahçe sahibi eline bir taş veya buna benzer katı bir madde alır ve deveye atar. Olacak ya bu sert cisim devenin kafasına çarpması ile deve düşer ve ölür. Bunu gören devenin sahibi çeker kılıcını bahçe sahibine saplar. Yere düşen adam ölür. Olay Halife Hz. Ömer ra.’ya haber verilir. İslam’da kasten bir mümin erkek ve mümine kadını öldürmenin cezası kısas ’tır. Yani nasıl öldürdü ise şeriat mahkemesinin muhakeme etmesiyle öylece öldürülür. Derler ya şeriatın kestiği parmak acımaz. Rabbim Kuranda buyuruyor ki: “Ey iman edenler öldürmede kısas size farz kılındı.” Biz Kuranın hükmünü bırakıp ta ne zaman ki Ramanın çöplüğe attığı ceza kanunlarını uyguladık. Adam öldürmelerin, cinayetlerin sayış hızla arttı. Neden? Çünkü beşer kanunları lastiklidir. Ne kadar istersen o kadar uzar ve kısalır. Fakat Kurandaki ilahi kanunlarda bu olmaz. Bunlarda caydırıcılık vardır. Kısas olmayınca herkes kendi işini kendi görmeye, cezayı karşı tarafa, onu yakınlarını öldürmek suretiyle ödetmiş oluyor. Kuransız hayat çekilmez hayat olur.

Rabbim diyor ki: “Ey temiz akıl sahipleri kısasta sizin için bir hayır vardır.” Süre-i Bakara 178-179 Hayır vardır çünkü kişi katil olmaktan, acı çekmekten kurtulur. Şeriat mahkemesi Kurana göre öldürenin cezasını verir. İşte devesini öldüreni öldüren bu kişiyi Hz. Ömer ra. Tarafından kısas kararı verilir. Medineli olmayan bu Müslüman yabancı kişi Hz. Ömer ra. der ki: efendim ben bir ay oldu evden ayrıldım. Bugün eve geliyorum diye haber saldım. Ben eve bu akşam gidemezsem merak ederler. Yarın ikindi namazına kadar izin veriniz. Evime gideyim ve helalleşip geleyim. Hz. Ömer ra. der ki: yerine birini kefil bırakırsan izin veririrm. Ne demek bu sen gelmezsen senin yerine o öldürülecek. Sahabeyi Kiramın hepsi meydandalar. Halka olmuş vaziyetteler. Adam hiç birini tanımıyor. Şöyle göz gezdirdi ve Muazbin Cebeli işaret ederek bu bana kefil olur dedi. Muaz ra. da kabul etti. Dikkat et Müslüman Muaz dedi ki: Bu adamı hiç tanımıyorum fakat o gelmezse onun yerine ölmeye kefilim adam gitti. Ve ertesi gün ikindi namazında söz verdiği gibi geldi. Şimdi aziz dostlarım. Bundan sonra ki sözlere lütfen çok dikkat edelim. Hz. Ömer ra. Sözünde durup öldürülmeye yani kısasa koşarak gelen bu adama der ki: biz senin adresini ismini almadık. Gelmeye bilirdin. Neden geldin? Müslümanın cevabına dikkat. Adam dedi ki: gelmeyecektim nefsim ve şeytan gitme dediler. Kalbimdeki iman ve Allah cc. Sevgisinden bir ses geldi. Eğer gitmezsen Müslümanlar peygamberleri Hz. Muhammed sav. ahirete gittikten sonra sözlerinde durmayan münafıklar oldular denmesin diye sözümün eri olayım İslam’a böyle bir leke vurmaya sebep olmayayım diye geldim. Hz. Ömer ra. Muaz’a döndü ve dedi ki: Ya Muaz. Sen niye hiç tanımadığın birine kefil oldun? Muaz dedi ki: bende Resulullah efendimiz aramızdan ayrıldıktan sonra ümmet birbirine güvenmiyor demesinler diye bu yabancıya güvendim ve kefil oldum. Şimdi babası oğluna, oğlu babasına güvenmiyor. Çünkü İslam’ı hayatı terk ettik. Bu manzarayı ibretle seyreden ölen adamın yakınları Hz. Ömer ra. dediler ki: biz bu adamı affettik. Yakını affederse kısas kalkar. Hz. Ömer neden affettiniz dedi. Onlarda: Resulullah ahirete göç ettikten sonra Müslümanların birbirine olan acıması kalmadı demesinler diye affettik dediler. İşte İslam’ın güzelliği bu. Öyle bir Müslüman olalım ki her halimizle Kuran-ı ve asr-ı saadet yaşantısı yaşayalım. Aramızda sanki peygamberimiz sav. yaşıyormuş gibi yaşayalım.

Bu yazımızdan ne anladık:

1-) Sözümüz senet olsun. Sonunda ölümde olsa verilen sözümüzü namus bilip yerine getirelim. Dönek Müslümanlardan olmayalım.

2-) Birbirimize itimat edelim, güvenelim sırtımızı döndüğümüzde bu kişi beni arkamdan sırtımdan hançerlemez itimadı ile birbirimize güvenelim.

3-) Af edici olalım. Peygamberimizin sav. bir hadisi ile sözümüzü bitirelim.

“Siz yer yeryüzündekilere merhamet edin ki, gökyüzündekilerde size acısın.”

Selam ve sevgi ile kalınız.