SAĞLIKTA ÇAĞ DEĞİL İP ATLAMIŞIZ..10 Mayıs 2017, Çarşamba

Sağlıkta reform falan diyorlar ya gidin acil kapısına neler yaşandığını görün.

Ülkemizin en önemli sorunu ayaklar altında.

Daha evvelde bu konuyu diğer arkadaşlarımız dile getirdi ama demek ki bu sorun kimseyi ilgilendirmiyor.

Yoksa biraz olsun tedbir alırlar, hastaneleri denetlerler.

 

Geçtiğimiz günlerde annemi acile götürdük.

Ambulansların olduğu kapıya geldik.

Sedye istedim,  bu kapıdan değil öbür kapıdan gireceksiniz” dediler.

Diğer kapıya geldim.

Ortalıkta sedye yok, hasta karşılayacak kimse yok.

 

Görevli polis memura “ hasta indireceğiz sedye var mı” diye sordum.

Polis memuru bu işlere bakan memurun kapısını açtı ve;” ya vatandaş sedye arıyor nerede bu hasta karşılama elemanlarınız” dedi.

Yaklaşık 5 dakika sonra küçük boylu temizlik firması elemanı bir bayan geldi.

Elinde zorla taşıdığı sedye ile.

Neyse.

 

Annemi kendi imkanlarımızla araçtan indirdik ve sedyeye yatırdık.

Ve acil serüvenimiz başlamış oldu.

Görevli doktor hastanın şikayetini sordu.

Kan alındı ve bizi hastaların yattığı yere getirdiler.

Bir perde arasında 1 hasta yatması gerekirken 3 hastayı sıkıştırdılar.

 

Akşam 21:00’den gece saat 02:00’ye kadar tahlilleri bekledik.

Koyulan teşhis yok.

Hastanın durumuna arada bir doktor gelip bakması haricinde yapılan hiçbir şey yok.

Oksijen burnuna taktılar 5 saat oksijen soludu o kadar.

 

Sonra doktor yatış verdi.

Ama yatak yok.

Hadi buyrun.

Velhasılkelam annemi gece yarısı hastaneden alıp eve getirdik.

Birgün sonra ise tekrar tahliller falan derken 84 yaşındaki kadını hastanede gezdirdik durduk.

 

Acile çok hasta gelmesine rağmen doktor sayısı o akşam 3 kişiydi.

Hemşireler cep telefonlarına bakmaktan hasta ile ilgilenemiyorlar.

Hastabakıcıların yerini temizlik firmasının elemanları almış.

Yakında bunların yarısı hemşire, hastabakıcı olmazsa iyidir.

Adam elinde süpürgeyle yerleri temizliyor, biraz sonra bakıyorsunuz hasta taşıyor.

 

Yani acile sağlam giden hasta çıkar.

Sonra sağlıkta çağ atladık.

Ver mehteri ver ver.

GÜZEL SÖZLER

Anlamak bağışlamak demektir.

Madam De Stael

GÜNÜN FIKRASI

Müthiş bir fırtına patlamıştı. Yolcuların hepsi perişan durumdaydı. Bunların arasında bir de Bektaşi vardı. Baktılar, Bektaşi, Allah'a yalvarıp yakarmaya başlamış: - "Adını bilmediğim bir evliyaya bir koç adıyorum. Yeter ki fırtına dinsin..." Bektaşi'nin yakarması kaptanın tuhafına gitmişti: - "Hayret! Hiç adını bildiğin bir evliya yok mu?" - "Yok olur mu, elbette var!", diye cevap verdi Bektaşi. Var da, hepsini birer kez aldattım..."