İyi uykular Sakaryam yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız : Kimden : Kime :
Mesajınız :

İyi uykular Sakaryam27 Şubat 2017, Pazartesi

Evet mi? Hayır mı?

Bugünlerde düşündüğümüz başka bir şey yok değil mi!

Kasabı, bakkalı, manavı, köylüsü, şehirlisi, yaşlısı, genci; her şeyi bıraktık referandumu düşünüyoruz.

Evet çıkarsa mı daha iyi olur? Hayır çıkarsa mı?

Oysa hepsinden en önemlisi; can güvenliği diye bir şey var. Bu şehir için referandumdan yüzlerce kat daha elzem bir konu var.

O da deprem gerçeği. Deprem bölgesi olarak kabul edilen bu şehrin, bir an önce bu gerçekle yüzleşip tedbir alması lazım.

Ama kimin umurunda!

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, neredeyse her konuşmasında ‘deprem’ diyor, ‘önlem alınmalı’ diyor. Belediye Başkanlarına ‘uyumayın’ diyor.

Diyor da diyor.

Peki sonra ne oluyor? Mesela bir tane belediye başkanı bu sözlerden sonra kendine görev edinip de bir adım attı mı?

Hayır. Niye atsın ki? Bu millet nasıl olsa alışmış ya; kader denir, fıtrat denir, doğal afet denir.

Belediye başkanları durduk yere neden kendilerini yorsunlar ki!

Nasıl olsa bizde fabrikada ölürsen kaza, madende ölürsen fıtrat, depremde ya da selde ölürsen de doğal afet.

Sanki bunları kabul edip, tedbir alırsan günaha giriyorsun!

Neyse; Bakan kaçtır konuşuyor. Onun dışında bir de meşhur deprem uzmanı Oğuz Gündoğdu konuştu ve Marmara Denizi’nde ki tehlikeye dikkat çekti.

İstanbul’da olacak bir depremin Sakarya’yı nasıl etkileyeceğini herhalde söylememe gerek yok.

İyi de biz ne yapıyoruz?

Bu şehirde Hüsnü Gürpınar diye birisi var. Kendisi İnşaat Mühendisleri Odası Şube Başkanıdır.

Yıllardır söyleye söyleye adamın dilinde tüy bitti. Riskli ve yorgun binaları söylüyor, orta hasarlıları söylüyor.

Mevcut deprem yönetmeliğine uygun olmayan binaların, olası bir depremde bu şehre ne kadar büyük acılar yaşatacağını söylüyor.

Konuyla ilgilenmesi gereken, bir şey yapmakla yükümlü olan sevgili belediye başkanlarımız haliyle kulaklarını kapatıyor bu sözlere.

Ama iş referanduma geldi mi sosyal medyadan birbirlerine ‘evet güçlü bir Türkiye için ben de varım’ diye reklam yapmaktan hiç geri kalmazlar.

Yeter ki iş şov olsun.

Ey belediye başkanları; ben demiyorum. Sizin partinizden, bu ülkenin Çevre ve Şehircilik Bakanı söylüyor uyumayın diye.

Siz bu şehrin deprem güvenli bir şehir olması için ne yapıyorsunuz? Yoksa hepinizin mi uykusu ağır?

Şimdi gelelim sahnenin asıl sahibine. Yani vatandaşa…

Birileri bir şey yapmak için kılını kıpırdatmıyorsa, birilerine bu işler zul geliyorsa, bunun hesabını soracak olan vatandaştır.

Çünkü seçilmişe o yetkiyi veren de vatandaştır, alan da.

Peki siz neden uyuyorsunuz? Çok değil, henüz 20 yıl bile olmadı. Ne çabuk unuttunuz 17 Ağustos’u?

Bakın yarın çok geç olabilir. Uykunuzu bölmek istemem ama; deprem diye bir tehlike var.

Siz de üzerinize düşeni yapın.