REFERANDUMUN SIRRI: GÜÇLÜ VE MERKEZİ LİDERLİK26 Şubat 2017, Pazar

Türkiye 16 Nisan’da kamuoyunda belli bir güruhun alttan alta dinamitlemeye çalıştığının aksine bir rejim değişikliğine değil, bir yönetim sistemi değişikliğini oylamak üzere sandık başına gidecek. İktidarın gerek parti programında yer verdiği gerekse de özellikle seçim dönemlerinde sıkça dillendirdiği “Milli İrade” ve “Yeni Türkiye” metaforunun daha rasyonel/somut algılanıp aktifleştirileceği bir dönemin kapıları açılacak sandıktan “Evet” çıkması halinde.

Gerçekleştirilecek olan 18 maddelik değişiklikle Cumhurbaşkanlığı Sistemi; çift başlılığın önüne geçmesinin yanında siyasi/bürokratik tıkanıkları da engelleyerek karar alma mekanizmasının daha hızlı ve sorunsuz işlemesine de yardımcı olacak.

Ak Parti ve Erdoğan iktidara geldiği 2002 yılından bence iktidarın gerçek manada kendi eline geçtiği 2007 yılına kadar geçen süreçte Çankaya’nın vesayet duvarını aşmakla uğraşmaktan dilediğince hizmet getiremedi. Meclise getirilen her kanun teklifi bir şekilde Çankaya’dan veto yedi.

2001 yılında rahmetli Ecevit ile Sezer’in meşhur anayasa fırlatma şovundan sonra ülkenin nasıl bir ekonomik darboğaza sürüklendiğini Cumhurbaşkanı Erdoğan her fırsatta dile getiriyordu. Ecevit ve Sezer’in siyasi olarak aynı ekolden gelmelerine rağmen farklı yönetim anlayışları ideolojik birlikteliğin de önüne geçerek bir kriz doğurmuş, Türkiye ekonomik olarak tarihinin en acı dönemini yaşamak zorunda bırakılmıştı.

Sayın Erdoğan’ın 2002-2007 arası Sezer ile geçirdiği zorlu çalışma döneminde, gerçekleştirilmeye çalışılan her hizmet, her reformun önü bizzat Sezer tarafından kesilmişti. Yıllar sonra geçtiğimiz günlerde Erdoğan’ın ifadesiyle o dönem de tıpkı 2001 gibi bir krizin çıkmaması hükümetin Cumhurbaşkanlığı makamına göstermiş olduğu saygıdan ve ülkenin bekası/menfaati adına birçok şeyi sineye çekmesi sayesinde sağlanmıştı.

Hülasa aynı çatışmalar Demirel-Çiller/Demirel-Erbakan dönemlerinde de yaşandı. Hatta hatta 2014 Ağustos’ta halkın oylarıyla Cumhurbaşkanı olan Erdoğan’ın partisinin başına getirdiği Davutoğlu’yla bile düşünsel ve stratejik farklılıklar sebebiyle uyum tam manasıyla yakalanamadı.

16 Nisan Anayasa Değişikliği oylamasının en temel pragmatik reformu; yönetimde iki başlılığın ortadan kaldırılarak oluşabilecek olası siyasi/ekonomik krizlerin önüne geçilecek olmasıdır. Yargı yürütmenin emrine giriyor, rejim değiştiriliyor, tek adamlık geliyor gibi safsatalarla artık Türkiye’nin kaybedecek zamanı yok. Etrafımız bu denli ateş çemberiyken, Suriye’de TSK/ÖSO işbirliğinin DAEŞ terör örgütü ile daha etkin mücadele edebilmesi, halen devlet içerisinde uyuyan hücrelerinin var olduğu bilinen FETÖ belasının içimizden tamamen söküp atılma stratejisinin sağlıklı yürütülebilmesi ve Türkiye’nin beka mücadelesi güçlü ve merkezi bir liderlik profiliyle nihayete ulaşacaktır. İrdelemeye devam edeceğiz…

AHM“ET” BU İŞİ BİLİYOR!

Sakarya’da ara ara farklı mekânlarda farklı lezzetler tatmak adına keşif yapıyoruz. Geçtiğimiz günlerde bir grup arkadaşla Pamukova yolu üzeri Karaçam mevkiinde Köfteci Ahmet’e yolumuz düştü. Yemek yemeye girdiğiniz bir restaurantta ne ararsınız;

Lezzet, sunum, mekân, hizmet kalitesi v.s…

Bunların hepsinin bir arada bulunduğu nadir mekânlardan Köfteci Ahmet… Hızlı ve sıcak sunumuyla köftenin kararında pişmiş hali damağınızda enfes bir tat bırakıyor. Aynı zamanda restaurantın hemen yanında köftesini çiğden de satın alabileceğiniz kasap kısmıyla da hizmet veriyor. Yolunuz AHM“ET”E mutlaka düşsün; pişman olmayacağınızın garantisini verebilirim.