ADI DUYULMAMIŞ SÖYLEŞİ yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız : Kimden : Kime :
Mesajınız :

ADI DUYULMAMIŞ SÖYLEŞİ21 Şubat 2017, Salı

Geçtiğimiz cumartesi akşamı, Ali Çetinkaya Hocamın ADI DUYULMAMIŞ KAHRAMANLAR söyleşisine kendisi tarafından çağırılmanın mutluluğunu yaşadım. Değerli bir çalışmamanın konuşulduğu, tartışıldığı gerek edebiyata katkısı gerekse okuyucuların yazardan beklentisi açısından verimli bir söyleşi olacağı düşüncesindeydim.

Moderatörlüğünü Yılmaz Yürek ağabeyin yaptığı söyleşiye; Mustafa Hamdullah Ergin, Fehmi Duman, Azeri yazar Nezmiyye Hicran, Sakarya Yazarlar ve Şairler Derneği Başkanı Çetin Elveren, Yazarlar Birliği Başkanı Hasan Topçu, Sakarya Üniversitesi Atatürk İlke Ve İnkılapları Bölüm Başkanı Adem Arı, Orhun Yayınevi Sahibi Dursun Yelken katıldılar.

ADI DUYULMAMIŞ KAHRAMANLAR bir araştırma çalışması olarak çok ciddi hadiseleri göz önüne getirmiş. Kendi aidiyetlerin baz alınarak düşünüp okuduğumda gözyaşları içerisinde kaldım. Bilmediğim birçok mesele çok derin yaralar açtı ruhumda. Lakin ciddi bir okuyucu olarak tarafsız bakabilmek adına kitabı iki kere okudum.

Araştırma Kitaplarının en önemli özelliklerinden birisi bulunduğu çağa ışık tutuyor olmasıdır. Ben kahramanların güncel, sosyal ve kültürel yaşamlarında birazda olsa bilgi sahibi olmak isterdim. Kişilerin yaşamları ve karakterleri hakkında ki bilgilerin cebinizde olması araştırma tarzında hazırlanmış herhangi bir kitabı daha ilgi çekici hale getirecektir okur için.

Söyleşi benim hayalini kurduğumun aksine edebiyat dolu veya hatalardan ders çıkarımı sağlayacak bir ortamda geçmedi. Ben acaba bir yerlerde sancak saklayan falan mı var, az sonra Ya Allah Bismillah diye sokağa döküleceğiz düşüncesiyle hep tetikteydim. Söyleşide bana söz verildiğinde söylediğim gibi burada fikirlerimi tekrar dile getirmek istiyorum.

Ben kitabı elime aldığımda gurur ile değil acı ile okudum. Şu an bu ortamda rahat nefes almamız için canını feda eden her fert tabî ki benim için kahramandır. Lakin ben NENE HATUN’ un cephede değil sıcak yatağında torunlarına masallar anlatırken vefat etmesini istedim. Yada GALATASARAY LİSESİ’nden mezun olamayan gençlerin bu gün ülke yönetiminde olmasını. Konuşulması gereken mesele Çanakkale de can veren insanların olağan üstü çabası değil, memleketi bu duruma getiren etmenlerin insanlar ve ülke yönetiminde ki siyasi ve içtimai yansımalarıdır. Romantizm yapacak ne vaktimiz ne de hakkımız var. Çanakkale de verilen insanlık mücadelesini dünyanın birçok ülkesinde aynı aidiyetler ile görebilmek mümkün. Milliyetçilik ve kafataşçılığı birbirine karıştırıyoruz.  Saygı çerçevesinde Eğitimci ağabeylerime sesleniyorum;  VATAN ÖLÜLERİYLE DEĞİL ÜZERİNDE YAŞAYANLAR İLE GURUR DUYAR. ÖLÜMDEN NEMALANANLAR BU AİDİYETİ SÖMÜRENLERDİR. 50 KADININ NAMUSUNU KİRLETMEMEK ADINA İNTİHARINA SEBEP OLAN BİR KAVRAM BENİM İÇİN CİNAYETTİR KAHRAMANLIK DEĞİL. O ANALARI KİM ÖLDÜRDÜ? DÜŞMAN MI YOKSA BİZİM SORUMSUZLUĞUMUZ MU?

VATAN ÜSTÜNDE İNSAN YAŞAYAN VARSA VATANDIR.