SRT Yayın Akışı - 19.11.2017
Son Dakika

Seni Unutmayacağız ‘Koca Yürekli Adam’23 Ocak 2016 - 09:11, Cumartesi

Medya Grubumuzun kurucusu, Ağabeyimiz, güzel insan Atilla Okumuş’un aramızdan ayrılışının üzerinden 5 koca yıl geçti.

Atilla Okumuş’suz geçen yıllarda yıkıldığımız, yılgınlığa düştüğümüz günlerimiz oldu. O anlarda Atilla Okumuş’un bizi üzgün gördüğünde neler söyleyebileceğini düşünerek yeniden motive olduk. O’na söz verdiğimiz gibi en iyisini yapmaya çalıştık.

ATİLLA OKUMUŞ: 1958-

İŞİNE AŞIK ADAM

23 Ocak 2011’de kaybettik Atilla Okumuş’u. Hayatını insanlığa adamış, pozitif düşünmeyi ve düşündürmeyi ilke edinmiş bir ağabey, bir baba, kardeş dost. Anadolu’da basın emekçilerinin neler yapabileceğini Türkiye’ye kanıtlamış olan Okumuş; son nefesini, sürekli geliştirmek ve büyütmek için mücadele ettiği iş yerinde verdi. İşine aşıktı O. Odasında yine o bitmek tükenmek bilmeyen projelerinden birinin üzerinde çalışırken geçirdiği kalp krizi ile aramızdan ayrıldı.

SAKARYA SEVDALISI

Çalışanlarının ifadesi ile ‘Ne kadar üzgün olsak da koridorda sesini duyduğumuzda neşemiz yerine gelirdi’ dedikleri Atilla Okumuş, geride başarılı bir iş serüveni ve kalplerine taht kurduğu binlerce gözü yaşlı insan bıraktı. 1993 yılında kurduğu Radyo Sakarya ile sektöre giren Okumuş, SRT Televizyonu, Adapostası Gazetesi, Nabız Dergisi ve srtmedya.com internet haber portalı gibi alanında ilk olan projeler kazandırdı şehre. Depremde tek çocuğu biricik Oytun’unu kaybeden Okumuş’un şehrine olan sevdası hiç eksilmedi.

‘Allah düşmanıma vermesin’

17 Ağustos Depreminde oğlunu kaybettiğinde derin acılar yaşamış en çokta Oytun’unu kaybettiği izin üzülmüştü. Atilla Okumuş aramızdan ayrılmadan önce verdiği bir röportajda depremi ve yaşadıklarını anlatmıştı. Ölümünün 5 nci yılında Rahmet ve minnetle andığımız Atilla Okumuş’un röportajını depremin izlerinin silinmesi dileğiyle bir kez daha yayınlanamaya karar verdik.

Dönem dönem kendisiyle söyleşiler yapılırdı. Çok ön planda olmak istemese de kıramazdı kimseyi. Bir röportajında ''Hayat yarım kaldı' demişti. Atilla Okumuş, depremde kaybettiği oğlunun acısını hiç unutamadı. Evlat acısını her zaman yaşayan Okumuş, 'Depremden bahsettik. Yüksek katlı bir binada depremi yaşamışsınız. Bunun pişmanlığını duyuyor musunuz?' sorusuna ağlamaklı bir sesle yanıt vermişti.

Kalem koleksiyonunuz var. Sizi ziyarete gelen herkes eşantiyon kalem getiriyormuş. Evet. Oğlumun adına kalem koleksiyonu yapıyorum; ama kalemlerin bir özelliği var. Eşantiyon kalem koleksiyonu yapıyorum. Yani üstünde mutlaka bir firmanın, kurumun yazısı olması lazım.

Neden?

Onu kendimi frenlemek için yaptım. Eğer eşantiyon kalem olmazsa sınır yok. O zaman ben 5 kuruş bulduğunda gidip kaleme para yatırırdım. Bir de emek olsun diye. Parayla alınma olmasın, emek olsun, eşin dostun katkısı olsun diye. Sağ olsun eşim dostum da katkıda bulunuyor. Şu anda 5 binin üzerinde kalem koleksiyonum var.

Kullanmıyorsunuz hiçbir şekilde değil mi?

Hayır kullanmıyorum. Aynı kalemden iki tane olursa birini kullanıyorum.

Hayatınızda en unutamadığınız an?

1999 Depremi. Yani 17 Ağustos… 

En çok özlemini duyduğunuz…

Oğlum.

Peki, Sakarya dışında nerde yaşamak isterdiniz?

Hiçbir yerde. Bunu samimiyetimle söylüyorum. Burada yaşadığım için, burada bulunduğum için değil. Beni tanıyanlar bilir, karşımda kim olursa olsun içimden eğer farklı bir düşünce geçiyorsa mutlaka söylerim. Gerçekten bu şehirden en ufak bir rahatsızlığım olsa, en ufak bir kuşkum olsa, yani zorunluluktan dolayı burada olmuş olsam bunu da açıkça söylerim. “Ben bu şehri sevmiyorum, zorunluluktan dolayı buradayım derim” ama bugün dünyanın neresini verirlerse versinler ben Sakarya'dan bir aydan fazla ayrı kalamam. Sakarya'yı o kadar seviyorum.

Hayatınızda en çok istediğiniz şey nedir?

Maddi olarak hayattan istediğim hiçbir şey yok. Zaten benim parayla pulla da işim yok. Maddi olarak hiçbir beklentim yok. Allah'a şükür bugün aç değilim, açık da değilim. Yürütüyoruz. Yani olmasını istediğim bir şeyim veya maddi anlamda bir beklentim de yok. Toplumsal olarak iyi bir ülkede, gerçekten insanlarının can güvenliğinin, gelecek kaygısının yaşanmadığı, hiç bir zaman hiç kimsenin aç kalmayacağı bir ülke olmasını istiyorum. Birbiriyle kavga etmeyen, düşman olmayan, hiçbir tehlikenin olmadığı bağımsız bir ülkede yaşamak istiyorum.

SRT Yönetim Kurulu Başkanı olarak sizi en çok sevindiren, üzen, heyecanlandıran, kızdıran şey nedir?

Beni sevindiren şey; televizyonda yayınlanan bir programın çarşıda dolaşırken konuşulduğunu görmek, yoldan geçen birinin bahsetmesi, beni tanıyan birinin ‘izledik' demesi. Gazeteyi de gittiğim bir iş yerinde ya da alışveriş yaptığım bir yerde gördüğümde çok seviniyorum. Üzüldüğüm nokta; çalışma arkadaşlarımı üzgün gördüğümde üzülüyorum. Diliyorum ki böyle hepimizin ekonomik sıkıntılarının olmadığı, insanların rahat rahat çalıştığı, kafasında herhangi bir düşüncenin olmadığı, yeterli bir ücret aldığı bir ortam oluşsun.

‘Hayat yarım kaldı' dediniz, depremden bahsederken. Yüksek katlı bir binada depremi yaşamışsınız. Bunun pişmanlığını duyuyor musunuz?

Binlerce kez. Çok ağır kayıpları olanlardan biriyim ben. Oğlumu kaybettim. Eşim annesini, kız kardeşini, oğlunu kaybetti. Çok ağır yaşadık depremi. Hepimiz de suç var. Bir araba alırken her şeyini inceliyorsun. Deprem bölgesinde 5 katlı binada oturuyorsun. Bunun mantığı falan yok. Suç bizde de var, bizi yönetenlerde de…

Niye?

Her depremden sonra inşaat yönetmelikleri değişiyor. Bir deprem yaşıyorsun atıyorum 2 santim kalınlığında demir olsun diyorsun. Bir deprem yaşıyorsun 3 santim olacak diyorsun. Bir deprem daha yaşıyorsun 4 santim olacak diyorsun. Be mübarek yeniden bilim mi yaratıyorsun? Sen 4 santime getirdin, 2 santim olanlar ne olacak? Gelişmiş ülkelerde ölmek tesadüftür, bizim gibi ülkelerde yaşamak tesadüf. Yani benim de suçum var, benim eşimin de suçu var, bizi yönetenlerin de geçmişten bugüne suçu var. Bundan sonra olacak bir depremde yeniden acılar yaşayacak olanların ve halen o evlerin içinde oturanların, halen o evlerin içinde oturtturulanların, hepsinin suçu olacak. Bu suç devamlı gidecek. Olan gidene oluyor işte.

Oğlunuzu kaybettiniz. Çok derin bir acı. Ki sizde duyduğunuz, yaşadığınız acıyı tarif ederken gözleriniz her şeyi anlatıyor. Psikolog olmanız acınızı hafifletmeye katkısı oldu mu?

Hiç faydası yok. Hiç bir katkısı olmadı. O acıyı hiçbir şey hafifletmez. Allah düşmanımın başına vermesin böyle bir acıyı. Bu acıyı hafifletecek hiçbir şey yok. Hayat orada yarım kalıyor. Anne baba acısı farklıdır, kardeş acısı farklıdır. Ben hepsini yaşadım ama o acı hepsiden farklıdır. Onu kaybedecek, onu azaltacak hiçbir sebep, hiçbir şey yok. Hayat ondan sonra hep yarım gidiyor yani.

Sakarya sevdalısı Atilla Okumuş’u hiç unutmadık. Unutmayacağız.

Deprem kenti Sakarya’da, Atilla Okumuş’u anmak en güzel böyle olur diye düşünerek deprem ve yarattığı acıları anlattığı röportajını yayınladık. Hiçbir baba, anne, evlat, amca ve dayı bir daha böylesine büyük acılar yaşamaz.

Sakarya basınına çok önemli izler bırakmış Atilla Okumuş’un canından çok sevdiği evladını yitirdiği 17 Ağustos Depremi bir daha yaşanmasın. Başka OYTUN’lar solmasın…

Gülderen Okumuş

Sevgili eşim, Atilla’m..

Bugün nereden başlasam bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var. Geride onurlu bir isim bıraktığın için müteşekkirim, mutluyum. İyi ki hayatı birlikte yaşadık, yaşayacağız.

Can oğlumuz OYTUN’umuz 99 depreminde Melek olup bizim kainata açılan kalbimiz, gözümüz oldu.

O’nunla kainatta yaşama devam etmek, insani tüm sevgileri burada da yaşamak ve yaşatmaktı nedenimiz.

Bin bir güçlük ve fedakarlıkla, bebeğimizin, meleğimizin adına yakışır bir Medya Plaza yapmak istedi babası ve ruhuyla süslenen OYTUN OKUMUŞ Medya Plaza binası oluştu.

Bugün ziyarete gelenlerin “içeride bir huzur var” dediği binamızda, televizyonu, gazetesi, radyosu, çalışanlarıyla medya hizmeti sunuyor Sakaryalılara..

Medyada ilklere imza atan, hizmet veren, vizyon sahibi bir insandı Atilla.

Atilla, mükemmel bir baba, mükemmel eş, mükemmel dosttu..

Sadece ailesinin değil, kalbine yer ettiği tüm insanların Atilla’sı..

Hırs değil hizmet, alan değil veren, önce seven sonra sevilmeyi bekleyen, insani meziyeti yükseklerde olan insandı.

Hiç ölmeyecek insanlar vardır ya; işte onlardan biri de Atilla’dır..

Kalplerde, akıllarda, gönüllerde, bazen dost meclisinde, bazen en üzüntülü anlarda, bazen de en sevinçli zamanlarda hep akıllara gelen olacaktır insanlara..

Senin dediğin gibi sevgili eşim!

“Bir gün bir yerde mutlaka…”

Oğluma çok iyi bak…

Sevgilerimle…

Bu haber toplam 3859 defa okundu.
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.
KÖŞE YAZARLARI

 

 

Sosyal Medya



Çok Okunanlar

  1. Bugün
  2. Dün
  3. Bu Hafta
  4. Bu Ay

E-Posta Listesi

Adınız E-Postanız

Arama


Arşivde Ara


 

Evren TV Programlar